101 SORUDA TÜKETİCİ MEVZUATI VE ÖRNEK YARGITAY, MAHKEME, İL TÜKETİCİ HAKEM KARARLARI

101 SORUDA TÜKETİCİ MEVZUATI

 

Soru 1: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a göre kimler tüketici sayılır?

 

TKHK’da tüketici; “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek  ya da tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

 

Tanımdan da anlaşılacağı üzere, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla bir mal veya hizmeti edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişileri tüketici olarak kabul etmek gerekir.     

 

Kanunda bahsedilen tüzel kişiden kasıt; Medeni Kanun’un 57 ile 117 inci maddeleri arasında vücut bulan dernekler, vakıflar ve cemiyetler ile kar amacı gütmeyen kooperatiflerdir.

 

Tacir kişilerin yaptıkları her türlü muameleler ticari olduğu için, tüketici tanımı kapsamına girmemektedir. Dolayısıyla anonim şirketler, limited şirketler, komandit şirketler tüketici olarak değerlendirilemezler ve bu Kanun hükümlerinden yararlanamazlar.

 

Bir ticari işletmenin yöneticisinin ticari işletmenin ihtiyaçlarında kullanmak üzere almış olduğu bir aracı özel işlerinde de kullanması bu işlemin ticari amaçlı olmasını engellemez.  Dolayısıyla bu tür karma işlemlerde TKHK hükümleri uygulanmaz. Bunun yerine genel hükümleri uygulamak  doğru olacaktır.

 

Soru 2: TKHK’ya göre mal nedir? Hangi durumlarda mal ayıplı kabul edilir? Ayıplı mallarda tüketicinin hak ve yükümlülükleri nelerdir?

 

TKHK’da mal; “Alış-verişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

 

Örneğin; telefon, mobilya, bilgisayar, CD, manyetik disk, televizyon, yazıcı, kalem, çanta, yiyecek ve içecek maddeleri, kapı-pencere, kedi, köpek, kanarya, ilaçlar, tıbbi cihazlar, konut amaçlı taşınmazlar, tatil amaçlı taşınmazlar(devre tatil tesisleri) gibi birçok ürün Kanun kapsamında mal olarak değerlendirilmektedir.

 

Ayıplı mal;

(1)   Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilânlarında yer alan nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan mallar,

(2)   Satıcı tarafından bildirilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan mallar,

(3)   Standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan mallar,

(4)   Tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar,

ayıplı mal olarak kabul edilir.  

 

Tüketicinin Yükümlülüğü: Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür.

 

Tüketicinin Hakları:

(1)    Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme,

(2)    Malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi,

(3)    Ayıp oranında bedel indirimi,

(4)    Ücretsiz onarım isteme,

haklarına sahiptir.

 

Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

 

Ayrıca; Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu,

a)      Ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan

b)      Kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan

hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

 

Soru 3: Ayıplı mallarda sorumluluk kime aittir, zamanaşımı süresi ne kadardır?

 

İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

 

Ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile;

a)      Malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.

b)      Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda zamanaşımı beş yıldır.

 

Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir.

 

Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar.

 

Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

 

Soru 4: Ayıplı mallarda hangi durumda tüketici seçimlik haklarını kullanamaz? Ayıplı bir mal satışa sunulabilir mi? Bu durumda satıcının sorumluluğu nedir?

 

İmalatçı veya satıcı tarafından tüketicinin kolaylıkla okuyabileceği şekilde üzerine ya da ambalajına "özürlüdür" ibaresini içeren bir etiket konulması şartıyla ayıplı bir mal satışa arz edilebilir.

 

Ayrıca, yalnızca ayıplı mal satılan veya bir kat ya da reyon gibi bir bölümü sürekli olarak ayıplı mal satışına, tüketicinin bilebileceği şekilde tahsis edilmiş yerlerde "özürlüdür" ibaresini içeren bir etiket konulma zorunluluğu yoktur.

 

Malın ayıplı olduğu hususu, tüketiciye verilen fatura, fiş veya satış belgesi üzerinde gösterilir.

 

Ayıplı malın neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek satın alınan mallar hakkında tüketici seçimlik haklarını kullanamaz.

 

Güvenli olmayan mallar, piyasaya özürlüdür etiketiyle dahi arz edilemez. Bu ürünlere, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.

 

 Soru 5: TKHK’da hizmet nasıl tanımlanmıştır? Hizmet, hangi durumlarda ayıplı kabul edilir? Ayıplı hizmetlerde tüketicinin hak ve yükümlülükleri nelerdir?

 

TKHK’da hizmet; “Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan  mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

 

Ayıplı hizmet;

 

(1)    Sağlayıcı tarafından bildirilen tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan hizmetler,

(2)    Reklam ve ilânlarında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan hizmetler,

(3)    Standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan hizmetler,

(4)    Yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler,

ayıplı hizmet olarak kabul edilir.

 

Tüketicinin Yükümlülüğü: Tüketici, hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren otuz gün içerisinde bu ayıbı sağlayıcıya bildirmekle yükümlüdür.

 

Tüketicinin Hakları:

 

Tüketici;

1-      Sözleşmeden dönme,

2-      Hizmetin yeniden görülmesi,

3-      Ayıp oranında bedel indirimi,

haklarına sahiptir.

 

Tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bedelden indirim ile yetinilecektir.

 

Ayrıca; Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı hizmetin neden olduğu,

a)      Ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan

b)      Kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan

hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir.

 

Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talepleri yerine getirmekle yükümlüdür.

Soru 6: Ayıplı hizmetlerde sorumluluk kime aittir? Ayıplı hizmetlerde zamanaşımı süresi ne kadardır?

 

Sağlayıcı, bayi, acente ve Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur.

 

Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

 

Daha uzun bir süre için garanti verilmemiş ise, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile ayıplı hizmetten dolayı yapılacak talepler hizmetin ifasından itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.

 

Ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir.

 

Ancak, sunulan hizmetin ayıbı, tüketiciden sağlayıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.

 

Soru 7: Ayıplı hizmetlerde hangi durumda tüketici seçimlik haklarını kullanamaz?

 

Ayıplı hizmetin neden olduğu zararlardan sorumluluğa ilişkin hükümler dışında, ayıplı olduğu bilinerek edinilen hizmetlerde tüketici seçimlik haklarını kullanamaz.

 

Soru 8: Satışa arz edilen mal veya hizmetlerin satışından kaçınılabilir mi?

 

Üzerinde "numunedir" veya "satılık değildir" ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz.

 

Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz.

 

Aksine bir teamül, ticarî örf veya adet yoksa, satıcı bir mal veya hizmetin satışını o mal veya hizmetin kendisi tarafından belirlenen miktar, sayı veya ebat gibi koşullara ya da başka bir mal veya hizmetin satın alınmasına bağlı kılamaz.

 

Soru 9: TKHK’da haksız şart kavramı nasıl düzenlenmiştir?

 

Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine  dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.

 

Buna göre haksız şartın unsurları şunlardan oluşmaktadır:

 

1)      Müzakere Edilmeme Şartı: Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye konulan şartlar.

2)      Hak ve Yükümlülüklerde Dengesizlik: Tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde; iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine  dengesizliğe neden olan şartlar.

Tüketici ile akdedilen bir sözleşme yukarıda belirtilen iki unsuru taşıyorsa, söz konusu madde haksız şart olarak kabul edilecektir.

 

Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir.

 

Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden,  standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.

 

Bir satıcı veya sağlayıcı, bir standart şartın münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa, bunu ispat yükü ona aittir.

 

Soru 10: Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlarda tüketicinin hakları nelerdir, hukuki sonucu nedir?

 

Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Başka bir anlatımla, satıcı, sağlayıcı veya kredi veren tarafından tüketici ile akdedilen sözleşmede kullanılan haksız şartlar batıldır. Yok sayılan bu hükümler olmadan da sözleşme ayakta tutulabiliyorsa sözleşmenin geri kalanı varlığını korur.

 

Soru 11: Sözleşmelerde yer alan haksız şartlar nasıl değerlendirilecektir?

 

Sözleşme şartlarının tüketicinin anlayabileceği şekilde açık ve anlaşılır dille yazılmış olması gerekir.

 

Bir sözleşme şartının haksızlığı değerlendirilirken,

a-      Sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği,

b-      Sözleşmenin yapılmasını sağlayan şartlar,

c-      Onun bağlı olduğu sözleşmelerin tüm şartları,

dikkate alınır.

 

Şartların haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille kaleme alınmış olmak koşuluyla;

a-      Gerek sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki,

b-      Gerekse mal veya hizmetin gerçek değeri ile sözleşmede belirlenen fiyatı arasındaki,

dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz.

 

Sözleşmede yer alan bir şartın ne anlama geldiği hukukun yorum yöntemleriyle belirlenemiyorsa, tüketici lehine olan yorum tercih edilir.

 

 

 

 

 

Soru 12: TKHK’ya göre hangi sözleşmeler yazılı olarak düzenlenmek zorundadır? Sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda sözleşmenin geçerliliği sona erer  mi?

 

Aşağıda belirtilen tüketici sözleşmeleri en az oniki punto ve koyu siyah harflerle yazılı olarak düzenlenmek zorundadır.

 

a-      Taksitle satış sözleşmeleri,

b-      Devre tatil sözleşmeleri,

c-      Paket tur sözleşmeleri,

d-     Kampanyalı satış sözleşmeleri,

e-      Kapıdan satış sözleşmeleri,

f-       Tüketici kredisi sözleşmeleri,

g-      Kredi kartları sözleşmeleri,

h-      Abonelik sözleşmeleri,

 

Anılan sözleşmelerde bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.

 

 

Soru 13: Haksız şartların yargısal denetimi hakkında bilgi veriniz.

 

Kanunun 6 ncı maddesinde yer alan; “Bakanlık standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirler.” hükmü uyarınca Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik’in ekinde yol gösterici mahiyette ve sınırlayıcı olmamak üzere haksız olarak kabul edilebilecek şartlar listesi yer almıştır. Bakanlık bu doğrultuda hangi şartların haksız şart olduğunu tespit eder.

 

Meşru menfaati olan gerçek veya tüzel kişiler, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların kullanılmasının önlenmesi için dava açabilirler. Bu hallerde mahkeme, önleme için gerekli tedbirlere hükmeder.

 

 

Soru 14: Taksitle satış nedir, taksitle satış sözleşmelerinde bulunması gereken asgari koşullar nelerdir? Sözleşme şartları sonradan değiştirilebilir mi?

 

Taksitle satış, satım bedelinin en az iki taksitle ödendiği ve malın veya hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği satım türüdür.

 

Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur.

 

Sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar aşağıda gösterilmiştir:   

 

a) Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adresleri ve varsa erişim bilgileri, 

b) Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin satış fiyatı,

c) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı,

d) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,

e) Peşinat tutarı,

f) Ödeme planı,

g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları.

 

Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.

 

Sözleşme şartları tüketici aleyhine hiçbir şekilde değiştirilemez.

 

Soru 15: Taksitle satış sözleşmelerinde kıymetli evrak niteliğindeki senetler nasıl düzenlenir? Taksitle satışlarda borçlanılan tutar önceden ödenebilir mi?

 

Sözleşmeden ayrı olarak kıymetli evrak niteliğinde senet düzenlenecekse, bu senet;

 

a) Her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde,

b) Sadece nama yazılı olarak

düzenlenir.

 

Aksi takdirde, kambiyo senedi geçersizdir.

 

            Taksitle satışlarda borçlanılan toplam tutar önceden ödenebileceği gibi, tüketici aynı zamanda, bir taksit miktarından az olmamak şartıyla bir veya birden fazla taksit ödemesinde de bulunabilir.

 

Her iki durumda da satıcı, ödenen miktara göre gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür.

 

Soru 16: Taksitle satışlarda tüketicinin temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları nelerdir?

 

Satıcı veya sağlayıcı, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa,

 

Bu hak;

-          Ancak satıcının veya sağlayıcının bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve

-          Tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve

-          Ödenmeyen taksit toplamının satış bedelinin en az onda biri olması halinde kullanılabilir.

 

Ancak satıcının veya sağlayıcının bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.

 

 

 

 

 

 

Soru 17: Devre tatil sözleşmesi nedir? Sözleşmede bulunması gereken asgari unsurlar nelerdir?

 

Devre Tatil Sözleşmesi: En az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren sözleşme ya da sözleşmeler gurubunu ifade eder.

 

Devre tatil sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur.

 

Aşağıdaki bilgilerin sözleşmelerde yer alması gerekir.

a) Tüketicinin, sağlayıcının ve malikin isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri.

b) Sözleşme konusu hakkın niteliği, kapsamı ve kullanım koşulları.

c) Sözleşme konusu taşınmazın fiili durumu ve yeri, taşınmaz inşaat halinde ise fiili durumu ve makul bir tamamlanma tarihi.

d) Taşınmazın tamamlanmasına veya tamamlanamadığı hallerde yapılmış olan her türlü ödemenin, yasal faiziyle birlikte iade edileceğine dair bir taahhüt.

e) Tüketicinin yararlanabileceği yüzme havuzu, sauna ve benzeri ortak tesisler. ışıklandırma, su, bakım ve benzeri hizmetler ile bunlardan yararlanma şartları.

f) Taşınmazın bakım ve onarımının, yönetim ve idaresinin ne şekilde olacağına ilişkin açıklamalar.

g) Sözleşmenin süresi ve sözleşme konusu hakkın kullanılabileceği dönem.

h) Sözleşme konusu hakkın kullanılması karşılığı olarak tüketici tarafından ödenecek bedel, ortak tesislerin ve hizmetlerin kullanımı için ödenecek bedel, vergi,harç gibi zorunlu yasal giderler ve genel idari masrafların ne şekilde hesaplanacağına ilişkin açıklamalar.

ı) İktisabın sözleşmede belirtilenler dışında herhangi bir ek ödemeye ve yükümlülüğe yol açmayacağına ilişkin bir kayıt.

j) Sözleşme konusu hakkın devir veya takas edilmesinin mümkün olup olmadığı.

k) Cayma hakkı ve bu hakkın ne şekilde kullanılacağı, cayma bildirimlerinin gönderileceği sağlayıcıya ilişkin bilgiler.

l) Tarafların sözleşmeyi imzaladığı yer ve tarihe ilişkin bilgiler,

 

Soru 18: Devre tatil sözleşmelerinde tüketiciler kaç gün içerisinde cayma hakkını kullanabilir, cayma süresi içinde, tüketiciyi para veya borç altına sokan herhangi bir belge istenebilir mi?

 

Tüketici, sözleşmenin her iki tarafça imzalanmasından itibaren on gün içinde hiçbir sebep göstermeksizin ve hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin cayma hakkını kullanarak sözleşmeden dönebilir.

 

Sağlayıcı, on günlük cayma süresi dolmadan devre tatil sözleşmesine konu mal ve/veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Ancak, sözleşmenin devre tatil sözleşmesine konu tesiste akdedilmesi halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu durumda, sözleşmenin devre tatile konu tesiste yapıldığını ispat külfeti sağlayıcıya aittir.

 

Soru 19: Devre tatil sözleşmesinde bulunması gereken şartların eksik olmasının hukuki sonuçları nelerdir?

 

Sözleşmede yer alması gereken ve devre tatil sözleşmelerine ilişkin yönetmelikte belirlenen asgari koşullardan biri eksik olduğu taktirde:

Ø  Tüketici, sözleşmeyi imzaladığı tarihten itibaren 3 ay içinde bir bildirimde bulunarak, bu sürenin sonuna kadar eksikliğin giderilmesini talep ve aksi taktirde sürenin bitiminde sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olacağını ihbar edebilir.

Ø  Bu süre içinde eksiklik giderildiği taktirde, cayma hakkı için on günlük öngörülen cayma süresi, eksikliği giderici bilginin yazılı olarak tüketiciye ulaştırıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

Ø  Bu süre içerisinde eksiklik giderilmez ise sözleşme 3 aylık sürenin bitiminde kendiliğinden sona erer. Bu halde tüketici bedel, cezai şart tutarı veya tazminat adı altında hiçbir ödemeyle yükümlü tutulamaz; yaptığı ödemeler varsa bunlar da sözleşmenin sona erme tarihinden itibaren 10 gün içinde kendisine iade edilir.

 

Soru 20: Devre tatil sözleşmelerinde kredi sözleşmesi yapılmışsa, cayma hakkının kullanılmasının kredi sözleşmesine etkisi nasıldır?

 

Tüketicinin ödediği bedel kısmen veya tamamen

-          Sağlayıcı tarafından karşılanıyorsa,  ya da

-          Sağlayıcı ile kredi veren arasındaki anlaşmaya dayanılarak karşılanıyorsa,

cayma hakkının kullanılması halinde, kredi sözleşmesi de hiçbir tazminat veya cezai şart tutarını ödeme yükümlülüğü söz konusu olmaksızın kendiliğinden sona erer.

 

Ancak bunun için, cayma bildiriminin kredi verene de yazılı olarak iletilmesi gerekir.

 

Soru 21: Devre tatil sözleşmelerinde satıcının sorumsuzluğuna ilişkin kayıtlar konulabilir mi?

 

(1)   Sözleşme metninde veya müstakil herhangi bir belgede tüketicinin Devre tatillere ilişkin Yönetmelikte yer alan, haklarını kullanmaktan feragat ettiğine dair kayıtlar geçersizdir.

(2)   Sağlayıcının Devre tatillere ilişkin Yönetmelikten kaynaklanan yükümlülüklerini sınırlayan veya ortadan kaldıran kayıtlar geçersizdir.

 

Soru 22: Devre tatillerde, hangi halde tanıtım broşürü verilmelidir? Devre tatillere ilişkin broşürlerde değişiklik yapılabilir mi? Broşürlerde bulunması gereken unsurlar nelerdir?

 

Sağlayıcı taşınmaz veya taşınmazlar hakkında bilgi isteyen tüketiciye tanıtım amaçlı bir broşür verir.

 

Broşürde yer alan şartlarda değişiklik yapılamaz.

Ancak;

a)      Devre tatil sözleşmesinde taraflar aksini kararlaştırırlarsa,

b)      Mücbir sebepler hallerinde, değişiklik yapılabilir.

 

Bu broşürde;

a) Sağlayıcı ve malikin isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri,

b) Taşınmazın bakım ve onarım, yönetim ve idaresinin ne şekilde olacağına ilişkin açıklamalar,

c) Sözleşme konusu hakkın kullanılması karşılığı olarak tüketici tarafından ödenecek bedel, ortak tesislerin ve hizmetlerin kullanımı için ödenecek bedel, vergi,harç gibi zorunlu yasal giderler ve genel idari masrafların ne şekilde hesaplanacağına ilişkin açıklamalar,

d) Cayma hakkı ve bu hakkın ne şekilde kullanılacağı, cayma bildiriminin gönderileceği sağlayıcıya ilişkin bilgiler,

e) Taşınmaza ve sözleşmeye ilişkin daha fazla bilgiye nasıl ulaşılacağına dair açıklamalar,

yer alır.

 

Soru 23: Paket tur sözleşmesi nedir? Paket tur sözleşmelerinde bulunması gereken şartlar nelerdir?

 

Paket Tur Sözleşmesi: Ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti 24 saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren sözleşmeleri ifade eder.

 

Paket tur başlamadan önce, sözleşmenin yazılı olarak yapılması ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur.

 

Sözleşmede;

a) Sözleşme taraflarının, isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri,

b) Hareket, dönüş tarihi ve saatleri ile kesintiler dahil paket turun süresi,

c) Paket tur sırasındaki duraklama yerleri ve nakil bağlantıları dahil turun güzergahı, ulaşım araçlarının cinsi, konaklama yeri ve sınıfı, bunların süreleri, yemek öğün sayısı, varsa rehber ve ücreti ile paket tura dahil diğer hizmetlere ilişkin bilgiler,

d) Paket tur öncesi ve paket tur sırasındaki fesih koşulları,

e) Seyahat acentasının kusuru veya sözleşmeye kısmen ya da tamamen uymaması hallerinde ödeyeceği tazminat ile ödenmiş olan paranın iadesine ilişkin bir taahhüt,

f) Mücbir sebep sayılan haller ve bu hallerde tarafların hak ve sorumlulukları,

g) Paket turun Türk Lirası olarak vergiler dahil fiyatı ve ödeme şekli,

h) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı,

ı) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirtilen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,

j) Peşinat tutarı,

k) Ödeme planı,

l) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,

yer almalıdır.

 

 

 

Soru 24: Paket tur sözleşmelerinde öngörülen fiyatlar değiştirilebilir mi? Fiyat değişikliklerinde tüketicinin hakları nelerdir?.

 

Sözleşmede öngörülen fiyat ve koşullar değiştirilemez.

 

Ancak, liman ve havaalanına iniş vergileri gibi harç, vergi ve ücretler ile döviz kurlarından kaynaklanan fiyat değişiklikleri yapılabilir.

 

Seyahat acentası, paket turdan önce, yukarıda verilen nedenlerle meydana gelen fiyat artışını tüketiciye derhal bildirir.

 

Bu durumda tüketici herhangi bir tazminat ödemeden sözleşmeden dönme hakkını kullanır ya da değişiklikleri ve fiyat üzerindeki etkisini açıkça belirten ek sözleşmeyi kabul eder.

 

Tüketici, sözleşmeden döndüğü taktirde; seyahat acentasının kendisine ikame bir paket tur sunabilmesi halinde eşdeğerde bir başka paket tur alma ya da sözleşme kapsamında ödemiş olduğu tüm bedeli 10 gün içinde geri alarak sözleşmeden dönme haklarından birini kullanabilir.

 

Soru 25: Paket tur sözleşmelerinde tüketici, hangi durumlarda sözleşmesini devredebilir? Devirden sonra sorumluluk kime aittir?

 

Tüketici,

a-      Paket tura devam etmesinin mümkün olmaması durumunda,

b-      Hareketten en az 7 gün önce seyahat acentasına niyetini bildirerek

rezervasyonunu, paket tur açısından geçerli tüm koşulları yerine getiren bir üçüncü kişiye devredebilir.

 

Bu durumda, paket turu devreden ve devralan, sözleşmeye taraf seyahat acentasına karşı, bakiye tutarın ve söz konusu devirden doğan tüm ilave masrafların ödenmesinden müteselsilen sorumludurlar.

 

Soru 26: Seyahat acentesinin sözleşmeyi feshetmesi halinde tüketicinin hakları nelerdir?

 

Seyahat acentesinin sözleşmeyi feshetmesi halinde tüketici uğradığı zarar oranında tazminat isteme hakkına sahip olur.

 

Ayrıca, seyahat acentası, tüketicinin o güne kadar yaptığı tüm ödemeleri ve tüketiciyi borç altına sokan tüm belgeleri 10 gün içinde tüketiciye iade eder.

 

Soru 27: Hangi hallerde, seyahat acentasının sözleşmeyi feshetmesi sonucu tüketicinin tazminat hakkı doğmaz?

 

- Sözleşmenin feshi, kayıt edilen tüketici sayısının, paket turun düzenlenmesi için gerekli olan sayıya ulaşmaması ve bu durumun bir fesih sebebi olduğunun sözleşmede yer alması halinde tüketicinin tazmin hakkı doğmaz.

 

- Seyahat acentasının gerekli tüm özeni göstermiş olmasına rağmen, mücbir sebeplerin varlığı halinde tüketicinin tazmin hakkı doğmaz.

 

Soru 28: Paket tur sözleşmesinden doğan yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilmemesinden dolayı kim sorumludur?

 

Sözleşmeye taraf seyahat acentası sözleşmeden doğan yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilmemesinden dolayı sorumludur.

 

Soru 29: Hangi hallerde, sözleşmeye taraf seyahat acentası sözleşmeden doğan yükümlülüklerin gereği gibi ifa edilmemesinden dolayı sorumlu tutulamaz?

 

Sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi;

a-      Tüketicinin kusuruna dayanıyorsa,

b-      Mücbir bir sebebe dayanıyorsa,

seyahat acentası sorumlu tutulamaz.

 

Soru 30: Paket tur sırasında, seyahat acentasının sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturan hizmetlerden bir veya birkaçını sağlamaması ya da sağlayamayacağının anlaşılması durumunda tüketicinin hakları nelerdir?

 

Paket tur sırasında, seyahat acentasının sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturan hizmetlerden bir veya birkaçını sağlamaması ya da sağlamayacağının anlaşılması durumunda;

 

(1)   Seyahat acentası, paket turun devam etmesi için tüketiciye ilave maliyet getirmeyen eşdeğerde alternatif düzenlemeler yapar ve

(2)   Sözleşmede yer alan hizmetler ile sunulan hizmetler arasındaki farkı tazmin eder.

 

- Söz konusu düzenlemeleri yapmak mümkün değilse, ya da

- Bunlar haklı nedenlerle tüketici tarafından kabul edilmez ise;

o   Seyahat acentası tüketicinin hareket yerine veya kabul edeceği herhangi bir dönüş noktasına geri dönmesi için eşdeğerde ulaşım imkanı sağlar.

o   Tüketicinin yaptığı tüm ödemeleri 10 gün içinde iade eder ve gerekli hallerde tüketicinin zararını tazmin eder.

 

Soru 31: Paket tur sözleşmelerinde satıcının sorumsuzluğuna ilişkin kayıtlar konulabilir mi?

 

(1) Sözleşme metninde veya müstakil herhangi bir belgede tüketicinin paket turlara ilişkin Yönetmelikte yer alan haklarını kullanmaktan feragat ettiğine dair kayıtlar geçersizdir.

(2) Seyahat acentasının paket turlara ilişkin Yönetmelikten kaynaklanan yükümlülüklerini sınırlayan veya ortadan kaldıran kayıtlar geçersizdir.

 

Soru 32: Tüketici paket turlarda ayıplı hizmeti kaç gün içinde sağlayıcıya bildirmek zorundadır?

 

Tüketici, sözleşmenin hiç ya da gereği gibi ifa edilmemesi halini, hizmetin ifa edilmesi gerektiği ya da ifa edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde ilgili hizmet sağlayıcısına ve seyahat acentasına bildirmek zorundadır.

 

Soru 33: Paket turlarda, hangi halde tanıtım broşürü verilmelidir? Paket turlarda tanıtım broşüründe yer alan hususlarda değişiklik yapılabilir mi? Paket turlara ilişkin broşürde bulunması gereken unsurlar nelerdir?

 

Seyahat acentası, paket tur hakkında bilgi isteyen tüketiciye tanıtım amaçlı bir broşür vermek zorundadır.

 

Broşürün içerdiği hususlar, seyahat acentası için bağlayıcıdır.

 

1- Söz konusu özelliklerde yapılacak değişiklikler ancak broşürde açıkça belirtilmek ve sözleşme akdedilmeden önce tüketiciye bildirilmek şartıyla değiştirilebilir.

 

2- Sözleşme akdedildikten sonra ise tarafların açık mutabakatı ile değiştirilebilir.

 

Bu broşürde;

a) Vergiler dahil fiyat ve ödeme koşulları,

b) Gidilecek yer ve ulaşım biçimi,

c) Kalınacak yerin özellikleri,

d) Yemek ve gezi planı,

e) Paket tur programı,

f) Uluslararası seyahatlerde pasaport ve vize koşulları,

g) Seyahat acentasının, paket tura katılacak tüketici sayısının yeterli olmadığı durumda paket turun iptalini tüketiciye bildireceği en son tarih,

gösterilir.

 

Soru 34: Paket turlara ilişkin broşürdeki bilgilere ek olarak seyahat acentası tüketiciye sözleşme akdedilmeden önce hangi konularda bilgi vermelidir? 

 

Bu broşürdeki bilgilere ek olarak seyahat acentası tüketiciye sözleşme akdedilmeden önce yazılı olarak aşağıdaki hususları içeren konularda bilgi verir.

 

a) Seyahat acentasının yerel temsilcisinin adı, adresi ve telefon numarası ile bunların bulunmaması halinde tüketicinin zor durumda kaldığında başvurabileceği yerel irtibat noktasının adı, adresi ve telefon numarası,

b) Varsa ara durakların zamanı, yeri ve ulaştırma bağlantıları ile yolcu tarafından kullanılacak ulaşım aracının özellikleri,

c) Reşit olmayan kişilerin yurt dışına yolculuğu veya yurt dışında kalmaları halinde, tüketici veya tüketicinin kaldığı yerle doğrudan teması sağlayacak bilgiler,

d) Tüketici tarafından iptal masraflarını ya da kaza veya hastalık halinde ülkesine geri gönderilme de dahil olmak üzere yardım masraflarını teminat altına alacak, isteğe bağlı bir sigorta sözleşmesi yapılmasıyla ilgili bilgiler.

 

Soru 35: TKHK’ya göre kampanyalı satış nedir?

 

Kampanyalı satış,

- Gazete, radyo, televizyon ilânı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi ve

- Malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi

 

suretiyle yapılan satımdır.

Soru 36: Kampanyalı satışlarda ilan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda sorumluluk kime aittir?

 

İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ve Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre kredi veren  müteselsilen sorumludur.

 

Soru 37: Kampanyalı satışlarda tüketici kampanyadan ayrılabilir mi?

 

Tüketici, mal veya hizmetin teslim veya ifa edilmemesi koşuluyla kampanyadan ayrılabilir. Tüketicinin bu talebini satıcı veya sağlayıcıya noter aracılığıyla ya da iadeli taahhütlü mektup ile bildirmesinden sonra, satıcı veya sağlayıcı, mal veya hizmetin teslim veya ifa tarihini geçmemek şartıyla ödemiş olduğu tüm bedeli ve kıymetli evrakı tüketiciye iade etmekle yükümlüdür.

 

Soru 38: Kampanyalı satış sözleşmelerinde hangi hususlara yer verilmelidir? Ön ödeme tutarı, sözleşme bedelinin ne kadarından fazla olamaz?

 

Kampanyayı düzenleyen, kampanyalı satışlarda düzenlenecek yazılı sözleşmede, Kanunun 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen bilgilere ek olarak;

 

a-      Kampanya bitiş tarihine ilişkin bilgileri

b-      Mal veya hizmetin teslim veya yerine getirilme tarih  ve şekline ilişkin bilgileri

içeren sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır.

 

Sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı, mal veya hizmetin satış bedelinin yüzde kırkından fazla olamaz.

 

Soru 39: Kampanyalı satışlarda Bakanlık iznine tabi olan mallar hangileridir?

 

a) Konut ve tatil amaçlı taşınmaz,

 

b) Motorsiklet,

 

c) Otomobil,

 

d) Minibüs

 

Yukarıda belirtilen malların dışında kalan mallar ile hizmetlerin, kampanyalı satış yöntemi ile satılması durumunda Bakanlıktan veya Müdürlükten izin alınmasına gerek yoktur.

 

Soru 40: Kampanyalı Satış İzin Belgesinin geçerlilik süresi ne kadardır?

 

Genel Müdürlük veya Müdürlük tarafından onaylanan kampanya düzenleme yetki belgelerinin geçerlilik süresi bir yıldır.

 

Yetki belgeleri onay tarihi esas alınarak belgenin onay işleminin yapıldığı yerde, her yıl vize edilir.

 

Geçerlilik süresinin dolmasını takip eden üç ay içerisinde vizesi yaptırılmayan belgeler geçersiz sayılır.

 

Kampanyalı satışlara ilişkin Yönetmeliğe aykırı uygulamaların tespiti ve bununla ilgili olarak Genel Müdürlüğün veya Müdürlüğün uyarısına rağmen, bu durumun düzeltilmemesi halinde, verilen izin iptal edilir.

 

İzni iptal edilen kişilerin mensubu olduğu ilgili meslek kuruluşlarına da durum bildirilir. Ayrıca, iznin iptal edildiği, düzenleyicinin kayıtlı olduğu meslek kuruluşunca giderleri düzenleyiciden alınmak kaydıyla, Türkiye genelinde yayımlanan ve tirajı yüzbinin üzerinde olan en az bir gazetede ilan edilir.

 

Soru 41: Kampanyalı satışlarda satıcı ve sağlayıcının teminat ve sigortaya  ilişkin yükümlülükleri nelerdir?

 

Satıcı veya sağlayıcı mal veya hizmeti teslim veya ifa edeceği tarihe kadar olan tüketicinin toplam ödemelerinin karşılığını sigorta ettirmek veya banka teminat mektubu vermek zorundadır.

 

Soru 42: Kampanyalı satışlarda mal ya da hizmetin teslim veya ifa süresi ne kadardır?

 

Kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi on iki ayı aşamaz. Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar için bu süre otuz aydır.

 

Tüketicinin ödemeye ilişkin tüm edimlerini yerine getirmesi durumunda, malın teslimi ya da hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç bir ay içinde yapılmak zorundadır.

 

Soru 43: Kampanyalı satışlara ilişkin ilan ve reklamlarda uyulması gereken kurallar nelerdir?

 

Kampanyalı satışlara ilişkin ilan ve reklamlar; Kanunun 16 ve 17 nci maddeleri uyarınca Reklam Kurulunca belirlenerek yayımlanan ilke ve esaslara aykırı olamaz.

 

Genel Müdürlük veya Müdürlük tarafından verilen kampanyalı satış izin belgesi, kampanya ilan ve reklamlarında kullanılamaz.

 

Taksitli kampanyalı satış ilanlarında, kampanyanın başlangıç ve bitiş tarihleri ile kampanya konusu mal veya hizmetin peşin satış fiyatı ile varsa taksitle satış fiyatının ayrı ayrı belirtilmesi zorunludur.

 

Soru 44: Kapıdan satış nedir? Kapıdan satış sözleşmelerinin niteliği ve sözleşmede bulunması gereken unsurlar nelerdir?.

 

Kapıdan satış; işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında yapılan satımlardır.  Tüketici ile satıcı veya sağlayıcı arasında yazılı bir sözleşme yapılması ve akdedilen sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur.

 

Sözleşmede bulunması zorunlu asgari bilgiler:

 

a) Tüketicinin ve satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri,

b) Sözleşmenin düzenlendiği tarih,

c) Malın veya hizmetin teslim veya ifa tarihi,

d) Malın veya hizmetin vergiler dahil Türk Lirası olarak peşin satış fiyatı,

e) Sözleşme konusu mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler,

f) Cayma bildiriminin yapılacağı açık adres,

g) Cayma hakkını belirten en az onaltı punto koyu siyah harflerle yazılan;

 

 ‘Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin malı teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı veya sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.’ ibaresi.

 

Sözleşmede belirlenen şartlar, sonradan hiçbir şekilde ve şartta tüketici aleyhine değiştirilmez.

 

Satıcı veya sağlayıcı, sözleşmeyi tüketicinin imzalamasını ve sözleşme tarihinin tüketicinin kendi el yazısı ile yazılmasını sağlamak zorundadır.

 

Cayma hakkını belirten ibarenin sözleşmenin birinci sayfasında yer alması zorunludur.

 

Soru 45: Tüketici kapıdan satışlarda cayma hakkını nasıl kullanır?

 

Tüketici;

 

a) Malın teslimi ile sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten itibaren,

b) Malın tüketiciye teslimi sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ise malın teslim tarihinden itibaren,

c) Hizmet satımında, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren,

 

yedi günlük cayma hakkı süresinin sonuna kadar malı veya hizmeti kabul veya hiçbir gerekçe göstermeksizin reddetmekte serbesttir.

 

Bu süre dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez.

 

Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.

 

Tüketici, malın mutat kullanımı sebebiyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalarından sorumlu değildir.

 

 

Soru 46: Kapıdan satışlarda sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmemesi durumunda tüketicinin hakları nelerdir?

 

Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar.

 

Satıcı veya sağlayıcı, Kanunda emredilen bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.

 

Kanunun 9 uncu maddesine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir. 

        

Soru 47: Mesafeli sözleşme nedir?

 

Mesafeli sözleşmeler; yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir.

 

Soru 48: Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce tüketiciye verilmesi gereken ön bilgiler nelerdir?

 

Mesafeli sözleşmenin akdinden önce aşağıdaki bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur.

 

a) Satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri,

b) Sözleşme konusu mal ya da hizmetin temel özellikleri,

c) Sözleşme konusu mal ya da hizmetin tüm vergiler dahil satış fiyatı,

d) Satıcı veya sağlayıcının fiyat dahil tüm vaatlerinin geçerlilik süresi,

e) Tüketicinin ödemelerinin nasıl yapılacağına dair bilgiler,

f) Teslimat ve ifanın nasıl yapılacağına ve varsa buna ilişkin masrafların tutarı ve kimin tarafından karşılanacağına dair bilgiler,

g) Cayma hakkı ve bu hakkın nasıl kullanılacağına dair bilgiler,

h) Tüketiciye bir maliyeti varsa kullanılan iletişim yollarının ücreti,

ı) Sözleşme konusu mal ya da hizmetin, teslim ve ifa tarihlerine ilişkin program,

j) Tüketicinin talep ve şikayetlerini iletebileceği satıcı veya sağlayıcının açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri.

 

Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyid işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.

 

Soru 49: Mesafeli satışlarda malın teslim ve ifa süresi ne kadardır?

 

Satıcı ve sağlayıcı, tüketicinin siparişi kendisine ulaştığı andan itibaren otuz gün içerisinde edimini yerine getirir. Bu süre, tüketiciye daha önceden yazılı olarak bildirilmek koşuluyla en fazla on gün uzatılabilir.

 

Satıcı veya sağlayıcı elektronik ortamda tüketiciye teslim edilen gayri maddî malların veya sunulan hizmetlerin teslimatının ayıpsız olarak yapıldığını ispatla yükümlüdür.

Soru 50: Mesafeli satışlarda tüketici cayma hakkını nasıl kullanır?

 

Tüketici; mal satışına ilişkin mesafeli sözleşmelerde, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin malı reddederek sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.

 

Hizmet sunumuna ilişkin mesafeli sözleşmelerde ise, bu süre sözleşmenin imzalandığı tarihte başlar.

 

Sözleşmede, hizmetin ifasının 7 günlük süre dolmadan yapılması kararlaştırılmışsa, tüketici ifanın başlayacağı tarihe kadar cayma hakkını kullanabilir.

 

Cayma hakkının kullanımından kaynaklanan masraflar satıcı veya sağlayıcıya aittir.

 

Elektronik ortamda anında ifa edilen hizmetler ve tüketiciye anında teslim edilen mallara ilişkin sözleşmeler cayma hakkı ve kullanımına ilişkin hükümlere tabi değildir.

 

Malın teslimi sözleşmeye taraf olan tüketici dışında bir kişiye yapılsa dahi tüketici cayma hakkını kullanabilir. Bu durumda satıcı malı ilgili yönetmeliğin  9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca üçüncü kişiden teslim alır.

 

Soru 51: Mesafeli satışlarda cayma hakkı hangi hallerde kullanılamaz?

 

Tüketicinin özel istek ve talepleri uyarınca üretilen veya üzerinde değişiklik ya da ilaveler yapılarak kişiye özel hale getirilen mallarda tüketici cayma hakkını kullanamaz.

 

Ayrıca tüketici, niteliği itibariyle iade edilemeyecek, hızla bozulma veya son kullanma tarihi geçme ihtimali olan mallar söz konusu olduğunda cayma hakkını kullanamaz.

 

Soru 52: Mesafeli sözleşmelerde sözleşmede bulunması gereken unsurlarda eksiklik olmasının sonuçları nelerdir?

 

Koşullardan biri eksik olduğu taktirde satıcı veya sağlayıcı en geç otuz gün içerisinde eksikliği giderir. Bu durumda 7 günlük süre, söz konusu eksikliğin giderildiğine dair bilginin yazılı olarak tüketiciye ulaştırıldığı tarihten itibaren başlar.

 

Tüketicinin ödediği bedel kısmen veya tamamen satıcı veya sağlayıcı tarafından ya da satıcı veya sağlayıcı ile kredi veren arasındaki anlaşmaya dayanılarak karşılanıyorsa, cayma hakkının kullanılması halinde, kredi sözleşmesi de hiçbir tazminat veya cezai şart tutarını ödeme yükümlülüğü söz konusu olmaksızın kendiliğinden sona erer. Ancak bunun için, cayma bildiriminin kredi verene de yazılı olarak iletilmesi gerekir.

 

Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.

 

Soru 53: Tüketici Kredisi nedir?

 

Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir.

 

Soru 54: Tüketici kredisi sözleşmelerinin şekil şartı ile bu sözleşmelerde bulunması gereken unsurlar hakkında bilgi veriniz.

                                                                                                                       

 Tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur.

 

 Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez.

 

      Tüketici kredisi sözleşmelerinde;   

a) Tüketici kredisi tutarı,

b) Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,

c) Faizin hesaplandığı yıllık oran,

d) Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,  

e) İstenecek teminatlar,  

f) Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,

g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,

h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar,

ı) Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar yer almalıdır.

 

Soru 55: Tüketici kredisi sözleşmelerinde “Muacceliyet Şartları” hakkında bilgi veriniz.

 

Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak;

-Kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve

-Tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir.

 

Ancak, kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.

 

Soru 56: Tüketici kredisi sözleşmelerinde kefil istenebilir mi?

 

Tüketici kredilerinde şahsi teminat yani kefil istenebilir. Bu durumda; kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez. Tüketici kredilerindeki kefalet, Borçlar Kanununda belirtilen “adi kefalet” hükümlerine tabidir.

 

Tüketici kredisinde kefil söz konusu ise, kredi verenin, öncelikle asıl borçluya gitmesi ve borcun tahsili için tüm yollara başvurması gerekmektedir. Fakat buna rağmen, asıl borçludan borcun tahsili mümkün değilse kefile başvurulabilir.

 

 

 

Soru 57: Tüketici kredisi sözleşmelerinde taksitlerin önceden ödenmesinde kredi verenin sorumluluğu  nelerdir?

 

Tüketici, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da kredi veren, ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür.

 

Erken ödemelerde yapılacak faiz ve komisyon indirimleri, 01.08.2003 tarih ve 25186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Tüketici Kredisinin Erken Ödenme İndirimi ve Kredinin Yıllık Maliyet Oranını Hesaplama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümleri doğrultusunda yapılmalıdır.

 

Soru 58: Bağlı Kredi nedir, bağlı kredilerde kredi veren hangi durumlarda sorumludur?

 

Kredi verenin, belirli marka bir mal veya hizmetin satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile verdiği kredi, bağlı kredidir. Bu durumda; satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde, kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.

 

Soru 59: Tüketici kredisi sözleşmelerinde, tüketiciden kıymetli evrak istenir mi?

 

Kredi verenin ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da krediyi kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır.

 

Bu yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu kıymetli evrakı kredi verenden geri istemek hakkına sahiptir. Ayrıca, kredi veren kıymetli evrakın ciro edilmesi sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.

 

Soru 60: Kredi kartı sözleşmelerinin usul ve esasları nelerdir?

 

Banka kartları ve kredi kartlarının çıkarılmasına, kullanımına, takas ve mahsup işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek, kartlı ödeme sisteminin etkin çalışmasını sağlamak amacıyla,  banka kartları ve kredi kartlarına özel 5464 sayılı Kanun, 01.03.2006 tarih ve 26095 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun kredi kartlarına ilişkin 10/A maddesi, uygulanacak gecikme faizi hükmü dışında geçerli olmakla birlikte, 5464 sayılı Kanun ile, kredi kartı uygulamalarına daha kapsamlı düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre;

 

-Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az oniki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir.

-Sözleşmenin bir örneği, kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.

 

-Sözleşmede belirtilen asgari tutar, dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz.

-Hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarı son ödeme tarihinde ödenmediği takdirde kart hamili ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamaz.

-Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz.

-Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez.

-Kart hamilinin borcu kefile bildirilmedikçe, kefil için temerrüt durumunun oluşmayacağı sözleşmede gösterilir.

-Sözleşme hükümlerinde kefilin sorumluluğunu artırıcı nitelikteki değişikliklere ve kartın kullanım limitinin yükseltilmesine ilişkin olarak kefilin ilave şartlara dair sorumluluğunun başlaması için kefilin yazılı onayının alınması şarttır.

-Kredi kartı kullanımlarındaki kefalet, Borçlar Kanununda belirtilen adi kefalet hükümlerine tabidir. Asıl borçluya başvurulup borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifası istenemez.

-Kredi kartı sözleşmelerinde yer alması gereken asgari hususlar Kurulca (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) ayrıca belirlenir.

 

Soru 61: Kredi kartı sözleşmelerinde faiz hesaplaması ve sözleşme değişiklikleri nasıl olmalıdır?

 

Faiz hesaplaması

-Kredi kartı uygulamalarında işletilecek tüm faizler (akdi faiz, gecikme faizi), hesap özetinde belirtilen hesap kesim tarihinden itibaren işletilir.

-Nakit kullanımına ilişkin borçlar hakkında işlem tarihi esas alınabilir.

-Tüm faizler kalan hesap bakiyesine işletilir.

-Asgari tutar ve üzerinde ödeme yapılması durumunda kalan hesap bakiyesine akdi faiz uygulanır.

-Asgari tutarın altında ödeme yapılması durumunda ise kalan hesap bakiyesine gecikme faizi uygulanır.

-Temerrüt hali de dahil olmak üzere, kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik faiz uygulanmaz.

-Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar.

-Hesap kesim tarihi ile son ödeme tarihi arasında on günden az bir süre olamaz.

-4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi kredi kartları için uygulanmaz.

Sözleşme değişiklikleri

-Sözleşmede yapılacak değişiklikler kart hamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

-Bildirimin ait olduğu döneme ilişkin son ödeme tarihinden sonra kartın kullanılmaya devam olunması halinde, sözleşmede meydana gelen değişikliklerin kabul edildiği addolunur.

-Faiz oranının artırılması durumunda ise bu değişikliğin hüküm ifade edebilmesi için otuz gün önceden kart hamiline bildirilmesi zorunludur. Kart hamili faiz artırımına ilişkin bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcunu ödeyip kredi kartını kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez.

 

-Kart hamili, talep etmek suretiyle kartı iptal ettirmek ve sözleşmeyi feshetmek hakkına sahiptir.

 

Soru 62: Kredi kartı ile yapılan alışverişlerde komisyon alınır mı?

 

Mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda, satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemez.

 

Soru 63: Süreli yayın kuruluşları  promosyon olarak hangi ürünleri verebilirler?  

 

Kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler Süreli yayın kuruluşlarınca bilet, kupon, iştirak numarası, oyun, çekiliş ve benzeri yollarla düzenlenebilir. Ancak, süreli yayın kuruluşu yukarıda sayılanların dışında her ne amaç ve şekilde olursa olsun ikinci bir ürün ve/veya hizmetin taahhüdünü ve dağıtımını yapamaz.

 

Soru 64: Süreli yayın kuruluşlarının kültürel amaçlarla kampanya düzenlemesi halinde, kampanya süresi ne kadardır?

 

Kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler gibi kültürel amaçlarla kampanya düzenlenmesi halinde, kampanya süresi altmış günü geçemez. Kampanya konusu mal veya hizmet bedelinin bir bölümünün tüketici tarafından karşılanması istenemez.

 

Soru 65: Süreli yayın kuruluşlarının kampanyaya ilişkin yükümlülükleri nelerdir?

 

a.       Kampanyaya ait reklam ve ilânlarında, kampanya konusu mal veya hizmetin Türkiye genelinde  teslim ve ifa tarihlerine ilişkin programını  ilân etmek zorundadır.

b.      Kampanya konusu mal veya hizmetin teslim ve ifasını, kampanyanın bitiminden itibaren otuz gün içinde  yerine getirmek zorundadır.

 

Soru 66: Süreli yayın kuruluşu kampanya süresince süreli yayının satış fiyatını artırılabilir mi?

 

Kampanya süresince, süreli yayının satış fiyatı, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen mal veya hizmetin yol açtığı maliyet artışı nedeniyle artırılamaz.

 

Soru 67: Süreli yayın kuruluşunun düzenlediği kampanyanın kapsamı ve içeriği hakkında bilgi veriniz?

 

Kampanya konusu mal veya hizmet taahhüdü ve dağıtımı bölünerek yapılamayacağı gibi, bu mal veya hizmetin ayrılmaz ya da tamamlayıcı parçaları da ayrı bir kampanya konusu haline getirilemez.

 

Bu Kanunun uygulamasında, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen her bir mal veya hizmete ilişkin işlemler bağımsız bir kampanya olarak kabul edilir.  

 

Süreli yayın kuruluşları tarafından düzenlenmeyen, ancak süreli yayınla doğrudan veya dolaylı irtibatlandırılan kampanyalar da bu hükümlere tabidir.

 

Soru 68:  TKHK’ya göre abonelik sözleşmelerine son verilmesi hususu nasıl düzenlenmiştir?

 

Aboneliğin Sona Ermesi: Her türlü abonelik sözleşmelerine taraf olan tüketiciler, isteklerini satıcıya yazılı olarak bildirmek kaydıyla aboneliklerine tek taraflı son verebilirler.

 

Yükümlülük: Satıcı tüketicinin aboneliğe son verme isteğini, yazılı bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yerine getirmekle yükümlüdür.

 

Aboneliğe Son Verme Zamanı: Süreli yayın aboneliğine son verme isteği ise; yazılı bildirimin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren

a.       Günlük yayınlarda on beş gün sonra yürürlüğe girer.

b.      Haftalık yayınlarda bir ay sonra yürürlüğe girer.

c.       Aylık yayınlarda üç ay sonra yürürlüğe girer.

d.      Daha uzun süreli yayınlarda ise, bildirimden sonraki ilk yayını müteakiben yürürlüğe konulur.

 

İade: Satıcı, abone ücretinin geri kalan kısmını hiçbir kesinti yapmaksızın on beş gün içinde iade etmekle yükümlüdür.

 

Soru 69: Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda hangi fiyat geçerli olacaktır.

 

Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda tüketici lehine olan fiyat üzerinden satış yapılır.

 

Soru 70: Kamunun fiyatını belirlediği mal ve hizmetler daha yüksek bir fiyatla satılabilir mi?

 

Fiyatı; Bakanlar Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları tarafından belirlenen mal veya hizmetlerin, belirlenen bu fiyatın üzerinde bir fiyatla satışa sunulması yasaktır.

 

Soru 71: Etiket ve listelerde bulunması zorunlu hususlar nelerdir?

 

Etiket ve listelerde bulunması zorunlu hususlar aşağıda gösterilmiştir:

 

a) Malın üretim yeri,

b) Malın ayırıcı özelliği,

c) Malın tüm vergiler dahil satış fiyatı.

 

 

 

Soru 72: İthal edilmiş mallara ait etiketlerde bulunması gereken ibare nedir? Hangi mallarda birim fiyatı bulunmalıdır?

 

 İthal edilmiş mallara ait etiketlerde; malın üretildiği ülke isminin veya ‘ithal’, ‘ithal malı’, ‘yabancı’ gibi malın ithal edildiğini gösterir bir ibarenin kullanılması zorunludur. Etikette bu tür bir ibarenin yer almaması ya da ‘yerli’, ‘yerli malı’, ‘Türk Malı’ gibi ibarelerin kullanılması, o malın yurt içinde üretildiğini gösterir.

 

Birim Fiyatı

 

Üretici veya satıcılar tarafından yapılarak; cam, naylon, karton, kağıt ve bunlara benzer maddelerden oluşan kutu, kova, şişe, kavanoz, poşet, torba ve benzeri ambalajlar içinde satılan her türlü gıda, yiyecek, içecek ve temizlik maddelerinin etiketlerinde; net ağırlıklarının veya hacimlerinin satış fiyatları ile birim fiyatlarının aynı boyut ve renkte görülebilir ve okunabilir şekilde yazılması zorunludur. Örnek: 900 gr olarak satışa sunulan makarnanın birim fiyatı (Kg başına) 1,00YTL ise, fiyatı 0,90 YTL olması gerekir. Satışa arz edildiğinde ise, satış fiyatının (0,90 YTL)  yanında birim fiyatının da (1,00 YTL)  yazılması gerekir.

 

Soru 73: Etiket zorunluluğu olmayan mallar hangileridir?

 

Üzerinde veya ambalajında, etikette aranılan hususlar basılı olarak açıkça yazılı bulunan mallarla, kitap, dergi ve gazete gibi üzerinde fiyatı belirtilmiş olan mallarda ve arttırma suretiyle veya özel kanunlarına göre satışı yapılan mallarda etiket ve liste koyma zorunluluğu yoktur.

 

Satış fiyatı, ulusal veya uluslararası borsa veya benzeri kurum ya da kuruluşlarca ya da ticari örf ve adetlere göre belirlenen ve uygulanan kıymetli taş veya madenlerden yapılmış mallarda da etiket ve liste koyma zorunluluğu bulunmamakla birlikte bu malların cinslerine göre birim satış fiyatları; Yönetmeliğe aykırı olmamak üzere, satışa arz edildikleri işyerinin uygun bir yerinde görülebilir ve okunabilir bir şekilde gösterilir. Bu satış fiyatlarına işçilik bedelinin dahil olup olmadığı ayrıca ve açıkça belirtilir.

 

Üretici, toptancı ve ithalatçı satıcılar tarafından ambalajlanarak satışa sunulan mallarda, Bakanlıkça mecburi uygulamaya konulan TS 4331 nolu ‘Ambalajların İşaretlenmesi ve Etiketlenmesi’ ile ilgili standart hükümleri ayrıca uygulanır.

 

Soru 74: Etiketin konuluş biçimi ve yeri nasıl olmalıdır?

 

Perakende olarak satışa arz edilen mallara konulması zorunlu olan etiketler; malın niteliğine, malın satışa sunulduğu yerin büyüklüğüne, ticari usul ve adetlere göre malın veya aynı nitelikteki mal gruplarının veya raflarının üzerine konulmak, dikilmek, zımbalamak, yapıştırılmak bunlara herhangi bir bağ ile tutturulmak veya asılmak suretiyle kullanılır.

 

Etiketlerin ve listelerin kare, dikdörtgen, daire ve benzeri geometrik bir şekilde olması gerekir. Bunların kolaylıkla görülebilir boyutlarda, üzerindeki rakam ve harflerin okunabilir, düzgün, eksiksiz, gerçeğe uygun, yeterli büyüklükte ve başka rakam, kelime ve işaretlerle karışıklığa sebep vermeyecek görünüşte olması, yanıltıcı ve aldatıcı bilgiler, içermemesi zorunludur. Etiketlerin tüketiciler tarafından kolaylıkla görülebilecek ve hangi mala ait olduğu açıkça belli olacak şekilde konulması gerekir.

 

5083 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Para Birimi Hakkında Kanun gereği Etiket ve tarife listelerinde satış fiyatlarının; Bakanlar Kurulu’nun, Yeni Türk Lirası ve Yeni Kuruşta yer alan yeni ibarelerini kaldırana kadar ‘Yeni Türk Lirası’ veya kısaca ‘YTL’ şeklinde yazılması zorunludur.

 

Soru 75: Tarife ve Fiyat Listesi konuluş biçimi ve yeri nasıl olmalıdır?

 

Hizmetlerin özelliğine ve tüketiciye sunuluş biçimine göre, tarife ve fiyat listelerine ilişkin belge, levha, pano ve benzerleri, hizmetin sunulduğu işyerinde, tüketiciler tarafından görülebilecek ve kolaylıkla okunabilecek şekilde asılır, takılır veya konulur.

 

Lokanta ve bunun gibi yerlerde tarife ve fiyat listelerinin işyerinin dışında da gösterilmesi ayrıca, tarife ve fiyat listesinde gösterilen fiyatların üzerine; servis ücreti veya herhangi bir isim altında başka bir ücret konulacaksa, bunun tarife ve fiyat listesinde gösterilmesi zorunludur.

 

Tarife ve fiyatları, meslek kuruluşları veya mevzuatına göre bu konuda yetkili bulunan kurum ya da kuruluşlarca belirlenen mal ve hizmetlere ilişkin, tarife ve fiyat listelerini içeren belge, levha, pano ve benzerleri, ilgili Yönetmeliğin 8 ve 9 uncu maddelerine aykırı olmamak kaydıyla bu kurum ve kuruluşlarca belirli tip ve ebatta hazırlanabilir.

 

Soru 76: İndirimli satışlarda etiketlerde yer alması gereken bilgiler nelerdir?

 

Fiyat indirimine giren mal ve hizmetlerin etiket, tarife ve fiyat listelerinde, bu Yönetmeliğe göre yer alması gereken hususlara ek olarak, indirimli satış fiyatının; 9 uncu maddedeki esaslara aykırı olmamak üzere malın indirimden önceki satış fiyatıyla birlikte ayrıca gösterilmesi zorunludur. Lokanta ve bunun gibi yerlerde bu zorunluluk aranmaz.

 

Toptan ve perakende satışların birlikte yapıldığı yerlerde, perakende satışlar için ilgili Yönetmelik hükümleri uygulanır.

 

Soru 77: Etiket, tarife ve fiyat listelerine ilişkin mevzuatın uygulanmasında kimler yetkilidir?

 

Bakanlık ve belediyeler, ilgili Yönetmelik hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle ayrı ayrı görevlidirler.

 

Soru 78: Garanti Belgesi TKHK’da nasıl tanımlanmıştır? Kimler Garanti Belgesi düzenlemek zorundadır?

 

Garanti Belgesi: İmalatçı – üretici veya ithalatçıların, sattıkları, ürettikleri ve/veya ithal ettikleri mallar için düzenlenen ve malın garanti süresi içerisinde meydana gelebilecek arızalarının en az iki yıl süreyle veya özelliği nedeniyle belirlendiği ölçü birimi içerisinde, ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmesinin, tamirinin, bedel iadesinin veya bedel indiriminin taahhüt edildiğini ve satıcı ile tüketicinin yükümlülüklerini gösteren belgeyi ifade eder.

 

İmalatçı-üretici veya ithalatçı firmalar, imal veya ithal ettikleri, ilgili yönetmeliğin  ekinde yer alan listedeki  mallar için; Bakanlığa başvurarak garanti belgelerini onaylatmak ve tüketicilere verilecek garanti belgesi düzenlemek zorundadırlar.

 

Hazırlanacak garanti belgesinin tasdik edilerek tüketiciye verilmesini temin etmekle satıcı, bayii, acente ya da temsilcilikler yükümlü ve sorumludurlar.

 

Servis istasyonlarında yapılan onarım ve parça değişimi işlemleri sonucunda verilen fatura, ilgili Yönetmeliğin öngördüğü garanti şartlarını içermesi kaydıyla, garanti belgesi yerine geçer.

 

Soru 79: TKHK’da garanti ve tamir süresi nasıl düzenlenmiştir?

 

Garanti süresi; malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren başlar ve en az iki yıl ve/veya ilgili Yönetmeliğin ekli listesinde yer alan ölçü birimi ile tespit edilen değer kadardır.

 

Garanti süresinin başka bir ölçü birimi ile belirlenmiş olması halinde, malın üzerinde bu ölçü biriminin tespitine yönelik bir düzeneğin bulunması veya yapısının bu değerin tespitine uygun olması gerekir. Aksi halde garanti süresinin 2 yıl olduğu kabul edilir.

 

Malın arızalanması durumunda, tamirde geçen süre garanti süresine eklenir.

 

Malın tamir süresi en fazla 30 iş günüdür. Bu süre mala ilişkin arızanın servis istasyonuna, servis istasyonunun olmaması durumunda, malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçısı- üreticisinden birine bildirim tarihinden itibaren başlar.

 

Malın arızasının 15 iş günü içerisinde giderilememesi halinde, imalatçı–üretici veya ithalatçı; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmek zorundadır.

 

Soru 80: Garanti süresi içerisinde arızalanan bir malın tamir edilmesi için ücret istenebilir mi?

 

 Satıcı, malın; garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamirini yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

 

Arızalarda kullanım hatasının bulunup bulunmadığı servis istasyonları, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla; bu malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisi tarafından düzenlenen raporla belirlenir.

 

Tüketiciler, yukarıda belirtilen rapora ilişkin olarak bilirkişi tarafından tespit yapılması talebiyle ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir.

 

 

 

 

 

 

 

Soru 81: Tüketiciler malın garanti süresi içinde arızalanması halinde hangi durumlarda Kanunun 4 üncü maddesindeki seçimlik haklarını kullanabilir?

 

Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın;

 

a) Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması,

b) Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,

c) Firmanın servis istasyonunun, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisinin düzenleyeceği raporla arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının belirlenmesi,

durumlarında, tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.

 

Yukarıda (c) bendinde belirtilen raporun, tüketicinin başvuru tarihinden itibaren yedi gün içerisinde düzenlenmesi zorunludur. Tüketici, raporun belirtilen süre içerisinde düzenlenmemesi veya raporu kabul etmemesi hallerinde, ilgili tüketici sorunları hakem heyetine başvurarak mevcut durumun tespit edilmesini isteyebilir.

 

Satıcı, tüketicinin yukarıda belirtilen taleplerini reddedemez. Tüketicinin bu taleplerine karşı satıcı, bayii, acente, imalatçı- üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludurlar.

 

Soru 82: Değiştirilen ürünün garanti süresi ne kadardır? Kullanım hatasından kaynaklanan arızalarda tüketiciler garanti hükümlerinden faydalanabilir mi?

 

Garanti uygulaması sırasında değiştirilen malın garanti süresi, satın alınan malın kalan garanti süresi ile sınırlıdır.

 

Tüketicinin malı kullanma kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar hakkında ilgili Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü madde hükümleri uygulanmaz.

 

Soru 83: Garanti belgesi düzenleme zorunluluğu hangi durumlarda aranmaz?

 

1- Garanti belgesi ile satılmak zorunda olan bir malın imalatının veya ithalatının yalnızca bir gerçek veya tüzel kişiliğin siparişi üzerine, özel olarak gerçekleştirilmesi durumunda; satıcı ile tüketici arasında satış sonrası hizmetlerini de kapsayacak şekilde ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun yazılı bir sözleşmenin bulunması kaydıyla ve

 

2- Ayrıca kendi ihtiyacında kullanılmak üzere yapılacak imalat veya ithalatlarda,

 

garanti belgesi düzenleme zorunluluğu aranmaz.

 

Soru 84: TKHK’da Ticari Reklam ve ilan nasıl tanımlanmıştır?

 

Ticari reklam ve ilân: Mal, hizmet veya marka tanıtmak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek ve ikna etmek, satışını veya kiralanmasını sağlamak ya da arttırmak amacıyla reklam veren tarafından herhangi bir mecrada yayımlanan pazarlama iletişimi niteliğindeki duyuruyu ifade eder.

 

Soru 85: Reklam ve ilanlarda uyulması gereken temel ilkeler nelerdir?

 

Ticari reklam ve ilânlarda, aşağıda belirtilen temel ilkeler esas alınır.

a) Reklamlar yasalara, genel ahlaka uygun, doğru ve dürüst olmalıdır.

b) Her reklam ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde iş hayatında ve kamuoyunda kabul gören dürüst rekabet ilkelerine uygun olmalıdır.

c) Reklamlar, güvenlik kurallarının gözetilmediği ve insan güvenliği açısından tehlike oluşturabilecek uygulama ve durumlarla ilgili hiçbir sunum ya da tanımlama içeremez.

d) Biçimi ve yayımlandığı mecra ne olursa olsun, bir reklamın "reklam" olduğu açıkça anlaşılmalıdır. Bir reklam haber ve yorum öğeleri içeren bir mecrada yayımlandığında, "reklam" olduğu kolaylıkla algılanacak biçimde belirtilir. Örtülü reklam yapılamaz.

e) Reklamlar, ortalama reklam izleyicisinin algılama düzeyi ile reklamın tüketici üzerindeki olası etkisi göz önünde bulundurularak hazırlanır. Reklamdaki ana vaadin istisnası niteliğindeki ifade ve/veya görüntülerin;

1) Yazılı mecralarda, okunabilir büyüklükte yazılarak,

2) Görsel mecralarda, yalnızca sözle ve/veya okunabilirliğini sağlamak şartıyla yazılı olarak,

3) Sözlü mecralarda, anlaşılabilir biçimde okunarak

belirtilmesi zorunludur.

f) Reklamlar, insan onurunu zedeleyici biçimde yapılmamalıdır.

g) Reklamlar, kişilik haklarını zedeleyici biçimde yapılamaz.

h) Reklamlar, önceden izin alınmadan, hiç kimsenin özel veya sosyal hayatını gösteremez ya da anlatamaz. Reklamlarda, hiç kimsenin özel mülkü, önceden izin alınmadan bir kişisel onay etkisi yansıtacak şekilde görüntülenemez veya belirtilemez.

i) Reklamlar, kamu düzenini bozucu nitelikte olamaz; şiddet hareketlerine yol açıcı, göz yumucu, özendirici veya destekleyici unsurlar içeremez; yasadışı veya kınanacak davranışları cesaretlendiremez.

j) Reklamlar, dil, din, ırk, mezhep, felsefi düşünce ve cinsiyete dayalı ayrımcılık üzerine kurulamaz, ayrımcılığı destekleyemez, kötüleme içeremez, istismar edemez.

 

Soru 86: Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte  ahlaka uygunluk, dürüstlük ve doğruluk kavramları nasıl düzenlenmiştir?

 

 Ahlaka Uygunluk

 

Reklamlar, ahlaka uygunluk açısından aşağıdaki hususlara aykırı olamaz.

a) Genel ahlak kurallarına aykırı ifadeler ya da görüntüler içeremez.

b) Cinselliğin istismarı ile pornografi içeren ifadeler ya da görüntüler taşıyamaz.

c) Korku ve batıl inançlar istismar edilemez.

d) Toplumun acıma duygularını istismar edecek şekilde, hasta, bebek, çocuk, yaşlı ve özürlülerle ilgili ifadeler ya da görüntüler kullanılamaz.

e) Hastaların tedavi öncesi ve sonrasına ait görüntü veya ifadelere yer verilemez.

 

 

Dürüstlük ve Doğruluk

 

Reklamların aşağıda belirtilen hususlara göre doğru ve dürüst olması esastır.

 

a) Reklamlar, tüketicinin güvenini kötüye kullanacak ya da onun tecrübe ve bilgi eksikliklerini istismar edecek biçimde olamaz.

b) Çok kısa sürelerle imaj veren elektronik aygıt ya da başka bir araç kullanılarak ya da yapılarını, izleyenlerin fark edemeyecekleri ya da bilemeyecekleri bir biçime sokarak bilinçaltıyla algılanmasını sağlayan reklamlar yapılamaz.

c) Reklamlar, özellikle aşağıda belirtilen konularda, eksik bilgi vererek, anlam karışıklığına yol açarak veya abartılı iddialar ileri sürerek yanlış izlenimler yaratmak suretiyle tüketiciyi doğrudan ya da dolaylı olarak yanıltabilecek ifadeler ya da görüntüler içeremez.

 

Bunlar;

1) Malın yapısını, bileşimini, üretim yöntemi ve tarihini, amaca uygunluğunu, kullanım alanları ve imkanlarını, verim ve performansını, miktarını, ticari ya da coğrafi veya jeolojik kökeni, çevreye etkisi gibi özelliklerini,

2) Mal veya hizmetin değeri ve ödenecek gerçek toplam fiyatını,

3) Kiralama yoluyla satış, kiralama, taksitle satış ve kredili satış gibi diğer ödeme şartlarını,

4) Teslim, değiştirme, geri alma, garanti, bakım ve onarım şartlarını,

5) Telif haklarını; patent, marka, faydalı model, endüstriyel tasarım, coğrafi işaretler gibi sınai mülkiyet haklarını ve ticaret unvanlarını,

6) Resmi tanınma ya da onay, madalyalar, ödüller ve diplomalarını,

7) Sosyal amaçlı yardımları,

8) Hizmetlerin niteliklerini,

kapsar.

 

d) Reklamlarda, alıcının satın alma işleminden doğan mevcut yasal haklarının fazlasını sağlamayan bir garantiye yer verilemez. Ancak, garantinin ayrıntılı şartları ve alıcının zararını karşılayıcı önlemler açık biçimde reklamlarda belirtildiği, ya da alıcı bu bilgileri satış yerinde yazılı olarak veya mal ile birlikte sağlayabildiği takdirde, "garanti", "garantili", "teminat", "teminat altında" veya aynı anlamı taşıyan başka kelimeler kullanabilir.

 

e) Kira yoluyla satış, taksitle veya diğer tüketici kredisiyle satış şartlarını içeren reklamlar, malın peşin fiyatı, teminat, ödeme takvimi, faiz oranı, malların toplam maliyeti ya da diğer satış şartları konusunda yanlış anlamaya yer verecek biçimde sunulamaz.

 

f) Kredi vermeye ilişkin reklamlarda, kredinin türü ve vadesi, istenen teminatlar ya da aranan diğer özellikler, geri ödeme koşulları, gerçek faiz ödemeleri ve olası diğer ödentiler konusunda tüketiciyi yanıltabilecek türde hiçbir ifade yer alamaz.

 

g) Reklamlar, araştırma sonuçlarını veya teknik bilimsel yayınlardan yapılan alıntıları çarpıtamaz. İstatistikler gerçekte olduklarından farklı sonuçlar doğuracak biçimde sunulamaz. Bilimsel terimler yanıltıcı biçimde kullanılamaz. Reklamlarda, yer alan iddiaları, gerçekte sahip olmadıkları bir bilimsel temele sahipmiş gibi göstermek üzere bilimsel terminoloji ve yersiz bilimsel ifadeler kullanılamaz.

 

h) Zehirli, yanıcı, parlayıcı ya da patlayıcı olan malların taşıdığı tehlike ve risklerin, tüketicinin ve çevrenin güvenliği açısından, ambalaj ve/veya tanıtma ve kullanma kılavuzlarında açıkça belirtilmesi zorunludur.

 

Soru 87: Satışı özendirici reklamlarda uyulması gereken ilkeler nelerdir?

 

Mal veya hizmetlere yönelik pazarlama tekniklerini uygulamak veya yarışmalar düzenlemek suretiyle yapılan satışları özendirici reklamlarda:

 

a) Reklamı yapılan mal veya hizmetlerin satın alınması halinde müşteriye ayrıca hediye mal veya hizmetlerin veya ikramiyelerin de verileceği belirtiliyorsa, hediyeli veya ikramiyeli mal veya hizmetlerin piyasa değeri ve bunun uygulanma süresinin açıklanması, hediye mal veya hizmetlerin veya ikramiyelerin verilmesine ilişkin reklam veya ilânda süre ile ilgili açıklamanın dışında herhangi bir koşulun ileri sürülmemesi,

 

b) Reklamı yapılan mal veya hizmetlere ait belli sayıda kupon, etiket, kapak veya benzeri unsurların biriktirilip piyango veya ikramiye çekilişine katılma hakkını veren pazarlama tekniklerinin duyurulması halinde, promosyon süresi, ikramiye çekiliş sonuçlarının duyuruluş şekli, malın teslimi ile hizmetin yerine getirilme tarihinin açıklanması,

 

c) Reklamı yapılan mal veya hizmetlerle birlikte karşılıksız olarak verilen mal veya hizmetlerin ya da ikramiyelerin gerçek durumu yansıtması ya da taahhüt edilenden farklı olmaması gerekir.

 

Soru 88: Doğrudan satış reklamlarında uyulması gereken ilkeler nelerdir?

 

 Reklamı yapılan mal veya hizmetlerin alım satımının, kiralanmasının reklama cevap veren kişinin adresinde gerçekleştirileceği veya sağlanacağı mesajını veren doğrudan satış reklamlarında;

 

a) Reklama konu olan mal veya hizmetin, reklama cevap verenin adresine ulaştırılacağının belirtilmesi,

 

b) Reklama konu olan mal veya hizmetin tanımının yapılması ve fonksiyonlarının ve satış fiyatının açıklanması,

 

c) Reklama cevap verenin, satış temsilcilerinin adresine getirdikleri mal veya hizmeti geri çevirme hakkı olduğunun belirtilmesi zorunludur.

 

Soru 89: Sipariş edilmeden gönderilen malı tüketici kabul etmek zorunda mıdır?

 

Reklamlar, tüketiciye sipariş etmediği malı göndererek, bunları reddetmediği ya da geri göndermediği takdirde bedelini ödemeye zorlayan ya da söz konusu malı kabul etmeye zorunluymuş izlenimini veren, dürüst olmayan satış yöntemleri için kullanılamaz. Dolayısıyla sipariş edilmeden gönderilen malları tüketici kabul etmek zorunda değildir.

 

 

 

 

Soru 90: Karşılaştırmalı reklam yapılabilir mi? Reklamlarda tanık kullanılabilir mi?

 

Karşılaştırmalı reklamlara;

 

a) Karşılaştırılan mal, hizmet veya marka adının belirtilmemesi,

b) Karşılaştırılan mal veya hizmetlerin aynı nitelikte ve özellikte olması veya aynı istek ve ihtiyaca cevap vermesi,

c) Dürüst rekabet ilkelerine uygun olması ve tüketicinin yanıltılmaması,

halinde yer verilebilir.

 

Reklamlar, gerçek olmayan ve tanıklığına başvurulan kişinin tecrübesine dayanmayan hiçbir tanıklık ya da onay ifadesine yer veremez veya atıfta bulunamaz.

 

Geçerliliğini yitiren veya başka nedenlerle uygulanamaz duruma gelen tanıklık ya da onay ifadeleri kullanılamaz.

 

Soru 91: Reklamlarda ispat külfeti kime aittir?

 

Doğrulanabilir olgularla ilgili tanımlamalar, iddialar ya da örnekli anlatımlar kanıtlanmak zorundadır.

 

Reklamverenler, ilgili Yönetmelikte belirlenen ilkelerin uygulanışını denetlemekle yetkili ve görevli olanlara böyle bir kanıtı hemen göstermekle yükümlüdür.

 

Soru 92: Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelikte kötüleme ve taklit içerikli reklamlar, ticari itibardan haksız yararlanılan reklamlar ile kamu sağlığını bozucu reklamlar nasıl düzenlenmiştir?

 

Kötüleme

 

Reklamlar, hiçbir firmayı, kurum veya kuruluşu, hiçbir endüstriyel, ticari veya diğer bir faaliyeti veya mesleği, hiçbir malı veya hizmeti aşağılayarak ya da alay konusu ederek veya benzer herhangi bir biçimde kötüleyemez.

 

Ticari İtibardan Haksız Yararlanma

 

Reklamlarda;

 

a) Bir başka firma, kurum ya da kuruluşun adı veya amblem, logo ve diğer özgün kurumsal kimlik unsurları, tüketicinin aldanmasına yol açacak şekilde kullanılamaz.

 

b) Bir kişi adından veya bir başka firma, kurum veya kuruluşa ait ticari unvan ya da fikri mülkiyete sahip olunan yahut bir reklam kampanyası ile sağlanmış bulunan itibardan, haksız olarak yararlanılamaz.

 

 

 

 

 

Taklit

 

Reklamlar, başka reklamların genel düzenini, metnini, sloganını, görsel sunumunu, müzik ve ses efektlerini ve benzerlerini tüketiciyi yanıltacak ya da karışıklığa yol açacak biçimde taklit edemez.

 

Kamu Sağlığı

 

Reklamlar, kamu sağlığını bozucu nitelikte olamaz.

 

Soru 93: Çocuklara veya reşit olmayan gençlere yönelik reklamlarda uyulması gereken kurallar nelerdir?

 

Çocuklara veya reşit olmayan gençlere yönelik olan veya onları etkileme olasılığı bulunan reklamlar ile içinde çocukların veya reşit olmayan gençlerin kullanıldığı reklamlar;

a) Saflıklarını, bilgi eksikliklerini ve tecrübesizliklerini istismar edemez.

b) Fiziksel, zihinsel, ahlaki, psikolojik ve toplumsal gelişim özelliklerini olumsuz etkileyecek hiçbir ifade ya da görüntü içeremez.

c) Bir mala veya hizmete sahip olmalarının ya da kullanmalarının veya yararlanmalarının tek başına yaşıtlarına göre fiziksel, sosyal ve psikolojik bir avantaj sağlayacağını veya bu mala veya hizmete sahip olmamanın veya yararlanmamanın aksi yönde bir sonuç yaratacağını ileri sürecek mesajlar içeremez.

d) Taklit edebilecekleri şiddet unsurlarını taşıyamaz.

e) Malın veya hizmetin fiyatı veya gerçek değerinin yanlış bir biçimde algılanmasına yol açacak şekilde verilemez. Reklamı yapılan malın veya hizmetin her aile bütçesine uygun olduğunu ifade edemez. Malın veya hizmetin kendilerine alınmasını ya da kiralanmasını sağlamak üzere ana-babalarını veya başkalarını ikna etmelerine yönelik doğrudan bir çağrıyı içeremez.

f) Malı veya hizmeti kullanmanın veya yararlanmanın gerektirdiği beceriyi, olması gerekenden az gösteremez. Malın veya hizmetin kullanma veya yararlanma sonuçları gösterilir veya tanımlanırken, hedef alınan yaş grubundaki ortalama bir çocuğun veya reşit olmayan bir gencin ulaşabileceği sonucu esas almak zorundadır.

g) Tehlikeli durumlara sokabilecek veya tanımadıkları kişilerle ilişki kurmaya ya da bilmedikleri veya tehlikeli yerlere girmeye teşvik edebilecek hiçbir ifade ya da görsel sunum veya hemen eyleme yönlendirici, emredici ifadeler içeremez.

h) Önlem alınmadığı takdirde kendilerinin yahut çevrelerinin sağlığına zarar verebilecek mal veya hizmetlerin reklamları, gerekli önlemlerin alınmasını sağlayan hatırlatıcı simge ve uyarıları kullanmak zorundadır.

i) Reklamı yapılan malın gerçek boyutları, değeri, özellikleri, dayanıklılığı ve performansı hakkında yanıltılmalarına neden olabilecek ifade veya görsel sunumlar içermemek; malın kullanımının ek malzeme gerektirmesi halinde ya da gösterilen veya tarif edilen sonucu alabilmek için başka malzemelere gerek duyulması halinde ise, bu durumun açıkça belirtilmesine ilişkin hususları içermek zorundadır.

j) Mal veya hizmetlerin satış veya kiralanmaları için sözleşme yapmalarını ima edecek ifadelere yer veremez.

k) Kendileri veya çevreleri için tehlikeli araç, gereç ve nesneleri kullanır veya oynarken gösteremez.

l) Ana-babalarına, öğretmenlerine veya diğer kişilere duyduğu özel güveni kötüye kullanılmasına yönelik ifade veya görsel sunumlar içeremez. Ana-baba ve öğretmenlerin otoritesini ve sorumluluk duygusunu veya yargılarını yahut zevklerini zayıflatacak veya ortadan kaldıracak biçimde olamaz.

m) Ana-babanın çocuklarına yönelik sevgi, şefkat, bağlılık gibi hassasiyetleri istismar edemez.

 

Soru 94: Reklamı yapılamayacak mal veya hizmetler nelerdir?

 

İlgili mevzuatı uyarınca piyasaya sunulması yahut reklamı yasaklanan mal veya hizmetler ile bunlarla aynı isimde olan ve/veya bunları çağrıştıran mal veya hizmetlerin reklamı yapılamaz.

 

Soru 95: TKHK’da Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri nasıl düzenlenmiştir?

 

Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, bu Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla en az bir tüketici sorunları hakem heyeti oluşturmakla görevlidir.

 

Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Üyeleri

 

1-      Başkanlığı Sanayi ve Ticaret İl Müdürü veya görevlendireceği bir memur

2-      Belediye başkanının konunun uzmanı belediye personeli arasından görevlendireceği bir üye

3-      Baronun mensupları arasından görevlendireceği bir üye

4-      Ticaret ve sanayi odası veya esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği bir üye

5-      Tüketici örgütlerinin  seçecekleri bir üye

 

Tüketici Sorunları Hakem Heyeti yukarıda belirtildiği gibi beş üyeden oluşmaktadır. Ticaret ve sanayi odası ya da ayrı ayrı kurulduğu yerlerde ticaret odası ile esnaf ve sanatkar odalarının görevlendireceği üye, uyuşmazlığın satıcı tarafını oluşturan kişinin tacir veya esnaf ve sanatkar olup olmamasına göre ilgili odaca görevlendirilir. Yani uyuşmazlığa konu satıcı esnaf ise, tacirlerden bir kişi üye; uyuşmazlığa konu satıcı tacir ise esnaf bir  kişi üye olarak belirlenir.

 

Bakanlık Taşra Teşkilatını Bulunmadığı Yerlerde Tüketici Sorunları Hakem Heyetinin oluşumu;

 

Bakanlık taşra teşkilatının bulunmadığı il ve ilçelerde tüketici sorunları hakem heyetinin başkanlığı en büyük mülki amir ya da görevlendireceği bir memur tarafından yürütülür. Tüketici örgütü olmayan yerlerde tüketiciler, tüketim kooperatifleri tarafından temsil edilir. Tüketici sorunları hakem heyetinin oluşumunun sağlanamadığı yerlerde noksan üyelikler, belediye meclislerince re'sen doldurulur.

 

Tüketici sorunları hakem heyetlerinde heyetin çalışmalarına ve kararlarına esas olacak dosyaları hazırlamak ve uyuşmazlığa ilişkin raporu sunmak üzere en az bir raportör görevlendirilir.

 

 

 

 

 

 

Soru 96: Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararları tarafları bağlayıcı mıdır?

 

Değeri Beşyüz Milyon (Söz konusu parasal sınır her yıl artırılarak Resmi Gazetede ilan edilmektedir. Buna göre, 2006 yılı için bu değer 724,99 YTL) Liranın Altında Bulunan Uyuşmazlıklar Değeri beşyüz milyon (724,99 YTL) liranın altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur.

 

1.      Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar.

2.      Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir.

3.      Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.

4.       İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.

5.       Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.

 

Değeri Beşyüz Milyon (724,99 YTL)Liranın Üzerinde Bulunan Uyuşmazlıklar

 

Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir.

 

Genel Olarak

 

1-     Kararların bağlayıcı veya delil olacağına ilişkin parasal sınırlar her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar.

2-     Bu durum, Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde Resmi Gazetede ilân edilir.

3-     25 inci maddede cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki tüm uyuşmazlıklar, tüketici sorunları hakem heyetlerinin görev ve yetkileri kapsamındadır. 

4-     Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Başkan ve üyeleri ile raportörlere verilen huzur hakkı veya huzur ücretinin ödenmesine ilişkin esas ve usuller, bir ayda ödenecek tutar 2000 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak miktarı geçmemek üzere Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.

5-     Tüketici sorunları hakem heyetlerinin kurulması, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikte düzenlenir.

 

Soru 97:  T.S.H.H. kararların da dikkat edilmesi gereken  hususlar nelerdir?

 

            Toplantıda görüşülen konular ve alınan kararlar en az iki nüsha olarak, toplantı sırasında tutanakla tespit edilir. Tutanak, başkan ve toplantıya katılan üyeler tarafından imzalanır. Bu nüshalardan biri dosyasında muhafaza edilir, diğeri ise sayfaları müteselsil sıra numaralı karar defterine yapıştırılarak il müdürlüğü veya kaymakamlık mührü ile köşelerinden mühürlenir.

Karar tutanağında olması gereken hususlar:
a) İstemin özeti,
b) Yapılan inceleme,
c) Alınan karar ile dayandırıldığı mevzuat hükümleri ve deliller.

             Kararlar, alındığı tarihten itibaren beş gün içinde taraflara yazılı olarak bildirilir.

            Hakem heyetlerince alınan kararların taraf ve sonuçlarını gösterir listeler, illerde il müdürlüklerinde, ilçelerde kaymakamlıklarda duyuru panolarında aylık olarak ilan edilir.

 

Soru 98: TKHK’da Tüketici Mahkemelerinin kuruluşu ile işlevi nasıl düzenlenmiştir?

 

Genel Olarak

 

(1) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır.

(2) Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

(3) Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.

 

Yetkili Mahkeme

 

Tüketici davaları tüketicinin ikametgahı mahkemesinde de açılabilir.

 

İhlalin Tedbiren Durdurulması

 

Gerekli hallerde tüketici mahkemeleri ihlalin tedbiren durdurulmasına karar verebilir. Tüketici Mahkemesince uygun görülen tedbir kararları, masrafı daha sonra haksız çıkan taraftan alınmak ve 29 uncu maddede düzenlenen esaslara  göre bütçeye özel gelir kaydedilmek üzere, ülke düzeyinde yayınlanan gazetelerden birinde Basın İlan Kurumunca ve ayrıca varsa davanın açıldığı yerde yayınlanan mahalli bir gazetede derhal ilân edilir.

 

İhlalin Kaldırılması

 

Kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılmasına yönelik Tüketici Mahkemesi kararları ise masrafı davalıdan alınmak üzere aynı yöntemle  derhal ilân edilir. 

 

Soru 99: Tüketicilerin, tüketici örgütlerinin ve Bakanlık’ın Tüketici Mahkemesi nezdinde açacakları davalarda resim ve harç adı altında bir ödeme yapılması istenebilir mi? Bilirkişi ücretleri kim tarafından karşılanır?

 

 

1-      Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.

2-      Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen özel ödenekten Bakanlıkça karşılanır.

3-       Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara  göre bütçeye özel gelir kaydedilir.

 

Bakanlık ve tüketici örgütleri münferit tüketici sorunu olmayan ve genel olarak tüketicileri ilgilendiren hallerde bu Kanunun ihlali nedeniyle kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilirler.

 

Soru 100: Ayıplı bir seri malın üretiminin ve satışının durdurulması ile malın toplatılması süreci nasıl işlemektedir?

 

Ayıplı Malda Dava

 

                Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri dava açmaya yetkilidir.

 

Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda şu talepler dava edilebilir:

 

1-                   Ayıplı seri malın üretiminin durdurulması için dava açabilir.

2-                   Satışının durdurulması için dava açabilir.

3-                   Satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için dava açabilir. 

 

Malın Satışının Durdurulması ve Malın Toplatılması

 

a-      Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmesi halinde, malın satışı geçici olarak durdurulur.

b-      Mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbının ortadan kaldırılması için üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı firma uyarılır.

c-       Malın ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması halinde mal, üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır.

d-     Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir.

 

Ayıplı malları satın alan tüketicilerin uğradıkları maddî ve manevî zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.

 

Soru 101: Güvenli Olmayan Ürünler ile Olduklarından Farklı Görünen Malların üretilmesi ve satılması ile  durumunda tüketicilerin hakları nelerdir?

 

Güvenli Olmayan Ürünler: Satışa sunulan bir seri malın, tüketicinin güvenliğini tehlikeye sokan ayıp taşıması durumunda, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri saklıdır. TKHK’nın 4 üncü maddenin altıncı fıkrası hükümlerine tâbi bir seri ayıplı malın satışa arz edilmesi durumunda bu madde hükümleri uygulanmaz.

 

Olduklarından Farklı Görünen Mallar

 

Gıda ürünü olmamalarına rağmen, sahip oldukları şekil, koku, görünüm, ambalaj, etiket, hacim veya boyutları nedeniyle olduklarından farklı görünen ve bu sebeple de tüketiciler tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan malların üretilmesi, pazarlanması, ithalatı ve ihracatı yasaktır.

 

Mal piyasaya sürülmüşse, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.

 

Olduğundan farklı görünen malı satın alan tüketicilerin uğradıkları maddi ve manevi zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.


TÜKETİCİ MEVZUATINA İLİŞKİN UYUŞMAZLIKLARA ÖRNEKLER

 

1- Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin Görev Alanı Nedir?

 

      Tüketici Kanununun uygulamasından doğan uyuşmazlıklara çözüm bulmak.

 

      Kanunun 25 inci maddesinde cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki ve taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu tüm uyuşmazlıklar, tüketici sorunları hakem heyetlerinin görev ve yetkileri kapsamındadır.

 

      Kanunda yer alan ve ceza verilmesi öngörülen hususlarda;

 

Ceza verilmesini kararlaştıramazlar.

 

Bu gibi hususları İl Müdürlüğüne veya Bakanlığa bildirmelidirler.

 

2- Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine kimler başvurabilir?

 

-          Tüketiciler ,

-          Taraflardan birinin tüketici olması kaydıyla satıcılar (YHD 13-Esas2005 2004/13486,  Karar 1775)

 

Taraflar, TSHH kararlarına karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.

 

(Bakanlık TSH. Heyetlerine Başvuramaz.)

 

3- Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri “Haksız Şart” içeren sözleşmeleri inceleyebilir mi?

 

      Kanunun 6 ncı maddesinde göre, standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların tespit edilmesine ve bunların sözleşme metninden çıkartılmasının sağlanmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi Bakanlığa aittir.

 

      Meşru menfaati olan gerçek veya tüzel kişiler, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların kullanılmasının önlenmesi için Tüketici Mahkemeleri nezdinde dava açabilirler. Bu hallerde mahkeme, önleme için gerekli tedbirlere hükmeder.

 

      Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin tüketici uyuşmazlıklarını Kanunun haksız şartlara ilişkin hükmü gereğince çözme yetkisi bulunmamaktadır.

 

4- Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tazminat kararı verebilir mi?

      Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin Hakem Heyetlerinin Kuruluşu ve Görev Alanını belirleyen 5. Maddesinde; "Tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla veya tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecek kararlan almak üzere il ve ilçe merkezlerinde hakem heyetleri kurulur." denilmektedir. Yönetmelik maddesinden de anlaşılacağı üzere, Hakem heyetlerinin görev alanı "tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek" olarak çok geniş tanımlanmıştır.

      Bunun yanında, 4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' un Ayıplı Mal' ı düzenleyen 4. Maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde; " ... Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir. ..." denilerek tüketicilere tazminat isteme hakkı getirilmiştir.

 

      Kanun kapsamında zikredilen maddi veya manevi tazminatın miktarının nasıl hesaplanacağı ve zararın nasıl tespit edileceği 4077 sayılı Kanunda belirtilmemiştir. Bu nedenle 4077 sayılı Kanunun 30 uncu maddesi gereğince genel hükümlere bakılmalıdır.

 

      Bu doğrultuda; Borçlar Kanunun maddi tazminata ilişkin 41-46 maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.

 

      Borçlar Kanunun 43. maddesinde “Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler.” hükmü yer almaktadır.

      Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri de tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasındaki uyuşmazlıkları çözmeyle görevli kurumlar olduğu için tazminat talepleriyle ilgili kararları bilirkişi marifetiyle yerine getirebilirler.     

 

 

5- Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine vekil marifetiyle yapılan başvurularda lehine karar çıkan taraf vekalet ücretini karşı taraftan talep edebilir mi?

TSHH kararları ilam niteliğinde olduğu için vekil lehine ücret takdir edilebilir. Bu hususta Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde yer alan kriterlere göre bir ücret belirlenmelidir.

 

6- Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri  faizi ile birlikte para iadesine karar verebilir mi?

            Malın veya hizmetin ayıplı çıkması durumunda tüketici, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. Maddesi uyarınca 30 gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmek zorundadır.

            Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.

            Eğer tüketicinin paranın zaman değerinden kaynaklanan bir kaybı varsa ödemiş olduğu bedeli yasal faiziyle beraber isteme hakkına sahiptir.

             Dolayısıyla, Tüketici Sorunları  Hakem Heyetleri bu yönde bir karar verebilir.

 

 

 

 

7- Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tanık dinleyebilir mi?

 

Hakem Heyetleri, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin inceleme şeklini düzenleyen 19. maddesi gereğince gerek görüldüğü halde tarafların dinlenmesi ve bilirkişi tayin edilmesi şeklinde şikayetleri incelerler.

 

Tüketiciler, şikayet konularını ispat edebilmeleri için, her türlü ispat edici hususlardan yararlanmalıdırlar. Tanık veya şahitte iddiayı ispatlayıcı yollardan bir tanesi olduğundan, Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinde tanık veya şahit dinlenebilir.

 

Sonuç olarak, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri bilirkişi tayin edebilecekleri gibi, uyuşmazlığın çözümü için tanık veya şahit dinleyebilirler.

 

8- Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri taraflardan yemin etmesini isteyebilir mi?

 

            Hakem heyetince gerek görüldüğü hallerde taraflar dinlenir. Gerek görüldüğü takdirde, son çare olarak taraflardan yemin etmesi isteyebilir.

 

9- Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerince kararlaştırılan bilirkişi incelemesi sırasında, ürüne verilen zarardan kim sorumlu olacaktır?

 

            Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tarafından görevlendirilen konularında uzman kişilerden oluşan bilirkişiler bir üründe ayıp olup olmadığı gibi ihtilaflı konularda ürünlere müdahale sırasında ürün bozulursa TSHH zararı tazmin etmelidir.

T.S.H. Heyetlerine ilişkin Yönetmeliğin 26 ncı maddesine göre; Yönetmeliğin uygulanmasından kaynaklanacak bütün giderler, 4077 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi hükümlerine göre karşılanır.

 

10- Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri’nin alacağı kararların niteliği nedir? Uyuşmazlığın miktarı neye göre değerlendirilmelidir?

 

            2006 yılı için, tüketici sorunları hakem heyetlerinin kararlarının bağlayıcı olacağına ilişkin üst veya tüketici mahkemelerinde delil olacağına ilişkin alt parasal sınır 724,99 YTL’dir. Uyuşmazlığa ilişkin mal veya hizmetin bir parçasının değeri değil, mal veya hizmetin toplam fatura değeri dikkate alınarak uyuşmazlık Hakem Heyetinde incelenmelidir.

 

 

11- Tüketicinin bilgisayarında kullanmak üzere aldığı program cd’si arızalı çıkınca firma cd ve kitap iadesi Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da kapsam dışıdır diyerek programı değiştirmeye yanaşmamaktadır. Ne yapılmalıdır?

 

            4077 sayılı Kanun’un Tanımlar başlıklı 3 üncü maddesinde Mal; “Alış-verişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla bu tanımdan da anlaşılacağı üzere program cd’si ve kitap ta mal tanımına girmektedir. Şayet bu mallarda tüketicinin kullanım hatasından ve kusurundan kaynaklanmayan herhangi bir ayıp olduğu takdirde Kanun’un 4 üncü maddesindeki hükümler uygulanır. Bu konuda herhangi bir uyuşmazlık çıktığında tüketiciler uyuşmazlık konusu malın  maddi değerine göre Tüketici Sorunları Hakem Heyeti’ne veya Tüketici Mahkemeleri’ne  başvurabilir.

12- Tüketici aile fertlerinden birine bir cep telefonu satın alıyor. Söz konusu cep telefonu arızalanıyor ve satıcı ile uyuşmazlık yaşanıyor. Tüketici Sorunları Hakem Heyetine kim başvurmalıdır?

 

            4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.Maddesi’ ne  göre; Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade etmektedir

 

            Bu durumda, telefonu satın alan tüketicinin kendisi başvurabileceği gibi telefonu kullanan aile ferdi de  başvurabilir. Diğer yandan menkul mallarda Borçlar Kanunu hükümleri gereği mülkiyet teslimle alıcıya geçtiğinden malı zilliyetliğinde bulunduran aile ferdinin de başvurmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.

 

13- İnşaat Firması’nın satın aldığı iş makinası garanti süresi içerisinde 4 farklı arıza gösteriyor, ancak tüketici tanımına uymadığı için dosya kapsam dışı bırakılıyor. Bu durumda başvuru sahibi nasıl yönlendirilmelidir?

 

            4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.Maddesi’ ne  göre; Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade etmektedir. Bu yüzden inşaat firması tüketici tanımı kapsamı dışında olduğundan dosya görev yönünden reddedilip, ilgili firma genel mahkemelere yönlendirilmelidir.

 

14- Tüketicilerin, özellikle konfeksiyon ve cep telefonu gibi satın almış olduğu bazı ürünlerde 5-10 gün sonra sorun çıktığında, satıcı ürünü firmaya göndermek istiyor, ancak tüketici 30 günlük süre dolmadığı halde ısrarla yeni ürün talep ediyor, satıcı da firmanın raporunu beklediği için sorunlar yaşanıyor, bu durumlarda ne yapılabilir?

           

Ürünün ayıplı olup olmadığının tespitini yapmak maksadıyla satıcının ürünü üretici firmaya gönderme hakkı vardır. Ayıbın tüketicinin kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.

           

            Şayet tüketici onarım hakkı dışındaki diğer seçimlik haklarını kullanmak istediği halde tüketicinin bu talebi satıcı veya sağlayıcı tarafından yerine getirilmez ise uyuşmazlık çıktığında tüketiciler uyuşmazlık konusu malın  maddi değerine göre  Tüketici Sorunları  Hakem Heyeti’ne veya Tüketici Mahkemeleri’ne  başvurabilir. TSHH ve Tüketici mahkemelerinin vereceği kararlar İlamların İcrasına tabidir. İİK 24 üncü maddesi gereği satıcı bu talebi yerine getirmek zorundadır.

           

Tüketici Garanti Belgesi ile satılmak zorunda olan bir ürün için onarım hakkını kullanmış ise;

           

Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in Garanti ve tamir süresi başlıklı 6 ncı maddesine göre; “ Malın tamir süresi en fazla 30 iş günüdür. Bu süre mala ilişkin arızanın servis istasyonuna, servis istasyonunun olmaması durumunda, malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçısı-üreticisinden birine bildirim tarihinden itibaren başlar. Malın arızasının 15 iş günü içerisinde giderilememesi halinde, imalatçı–üretici veya ithalatçı; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmek zorundadır.”

 

Yukarıdaki maddeden de anlaşılacağı üzere; malın tamir süresi en fazla 30 iş günü olup, malın tamirinin 15 iş günü içerisinde giderilmemesi durumunda imalatçı, üretici veya ithalatçının benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmesi gerekmektedir.

           

Ayrıca Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in Diğer Yükümlülükler başlıklı 14 üncü maddesinde  “… c) Firmanın servis istasyonunun, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisinin düzenleyeceği raporla arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının belirlenmesi,durumlarında, tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir. Bu maddenin (c) bendinde belirtilen raporun, tüketicinin başvuru tarihinden itibaren yedi gün içerisinde düzenlenmesi zorunludur. Tüketici, raporun belirtilen süre içerisinde düzenlenmemesi veya raporu kabul etmemesi hallerinde, ilgili tüketici sorunları hakem heyetine başvurarak mevcut durumun tespit edilmesini isteyebilir.” denilmektedir.

 

15- Ayıplı mal ve hizmetlerle ilgili olumsuzluklarda tüketicinin dört seçimlik hakkından başka herhangi bir ceza uygulaması yoktur. Bunun bir eksiklik olup olmadığı hususunda ki görüşleriniz nedir?


           
Kanun koyucunun ayıplı mallar ve hizmetlere ilişkin Kanun’un 4 ve 4/A  maddelerindeki amacı satıcı veya sağlayıcıları cezalandırmak yerine, tüketicilerin ayıplı mal ve hizmetlerde mağduriyetlerinin giderilmesidir. 

 

            Ayıp her zaman gözle görülebilen ve hemen ayırt edilebilen  bir şey değildir. Genellikle üretim hatasından kaynaklanan sebeplerle ortaya çıkmaktadır. Satıcı ve sağlayıcıların bir mal veya hizmetin ayıplı olduğunu hemen bilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla herhangi bir kötü niyeti olmayan satıcı ve sağlayıcıların cezaya maruz bırakılması hakkaniyet ilkesi ile bağdaşmayacak bir uygulama olurdu.

 

16- Şehirlerarası yolculuklarda bazen varış yerinden önceki şehirde indirip aktarma yapılıyor. Ancak, bilet kesilirken yolcuya bilgi verilmiyor. Yolcu varacağı yere geç vardığından sorunlar yaşanmaktadır. Bu durumda ne yapılabilir?

 

            4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4/A maddesine göre; sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetler, ayıplı hizmet olarak kabul edilir. Soruda geçen durumda da, tüketicinin beklediği faydayı azaltıcı bir durum söz konusudur. Bu nedenle tüketici ayıplı hizmet iddiasıyla Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir.

 

17- Piyasada satış fiyatları üretici firmalar tarafından belirlenen ürünlerin bayiler tarafından daha yüksek bir fiyata satılması mümkün müdür bu konuda ne yapılabilir?

 

4077 sayılı Kanun’un 12 nci maddesinde “…Fiyatı; Bakanlar Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları tarafından belirlenen mal veya hizmetlerin, belirlenen bu fiyatın üzerinde bir fiyatla satışa sunulması yasaktır…” hükmü bulunmaktadır.

 

Bu kapsamdaki mal veya hizmet satışları için TSHH’leri tüketicilerin ödemiş oldukları fazla miktarların satıcıdan alınarak tüketiciye ödenmesine karar verebilirler.

 

Kanun’un cezalar başlıklı 25 inci maddesinde de 12 nci maddeye aykırı hareket edenler hakkında idari para cezası öngörülmüştür.Kanun gereği 12 nci maddeye aykırı hareket edenler hakkında  İdari para cezası vermeye o yerin mülki amiri yetkilidir. TSHH’nin kendilerine yapılan bu yönde ki başvuruları Bakanlık veya İl Müdürlüğüne bilgi olarak göndermelerinde tüketiciler açısından fayda vardır.

 

Ülkemizde serbest piyasa ekonomisi şartları uygulandığı  için yukarıda sayılmayan mal ve hizmet fiyatları konusunda Bakanlığımızın piyasaya bir müdahalesi söz konusu olamamaktadır.

           

Ancak ürünün satış fiyatı ilan ve reklamlarında duyuruluyorsa (radyo, tv reklamlarında, etiket, ambalajlarda vb.) bu fiyattan satış yapılması gerekmektedir. Şayet bu fiyatın üzerinden bir satış yapılıyorsa konu reklam mevzuatı açısından incelenebilir. TSHH’ne yapılan bu tür başvurular Reklam Kurulu'na yönlendirilebilir.

 

18- 2003 yılı Mart ayında satın alınan bir konutun 1,5 yıl sonra sıvaları dökülmeye başlamış. Bu başvuru İl Hakem Heyetinde değerlendirilebilir mi?  

 

2003 yılı Haziran ayında yürürlüğe giren 4822 sayılı Kanunla Değişik 4077 sayılı Kanun ile mal tanımına ilave yapılarak konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda Kanun kapsamına alınmıştır. Dolayısıyla konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar ile ilgili Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 6 Haziran 2003 tarihinden sonraki uyuşmazlıklarda bakılabilir. Çünkü aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde yasalar, ancak yürürlüğünden sonraki olaylara uygulanabilir. Bu durumda yukarıda bahsedilen uyuşmazlıkta taşınmazın teslim tarihi 4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden önce gerçekleştiğinden başvuru Hakem Heyetlerinde değerlendirilemez.

 

19- Tüketici saat 11.45 itibariyle aracını servis istasyonuna bıraktı. Bir süre sonra kendisine intikal eden ceza ihbarında aynı gün saat 11.55 itibariyle ceza kesildiği (hatalı park) bildirildi. Bu durumda tüketici nasıl bir yol izlemelidir.?

 

            Aracın servis istasyonunda olduğu sürelerde servis istasyonu aracın sorumluluğunu taşımaktadır. Eğer bu zaman zarfında araç hasarlanıyor veya ceza alıyorsa bu servis istasyonunun sorumluluğundadır. Tüketici, öncelikle aracının ceza kesildiği anda servis istasyonunda olduğunu ispat etmelidir. Daha sonra ayıplı hizmet nedeni ile cezanın servis istasyonu tarafından ödenmesi için tüketici T.S.H.H.’ne  başvurmalıdır.

           

20-Cep telefonu vb. kompleks yapılı elektronik ürünlere T.S.H.H. tarafından belirlenen bilirkişinin cihaza yapacağı müdahale garantiyi etkiler mi?

 

Bilirkişilerin yaptığı müdahaleler HMUK 275-286'ıncı maddeleri arasındaki hükümler doğrultusundadır. Satıcı ve tüketiciler arasında çıkan uyuşmazlık durumlarında mahkemeler yada Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tarafından görevlendirilen konularında uzman kişilerden oluşan bilirkişiler bir üründe ayıp olup olmadığı gibi ihtilaflı konularda ürünlere müdahale ederler. Bunların yapacağı müdahaleler Garantiyi etkilemez. Eğer, bu müdahale sırasında ürün arızalanır ise T.S.H. Heyetlerine ilişkin Yönetmeliğin 26 ncı maddesinde yer alan; “Yönetmeliğin uygulanmasından kaynaklanacak bütün giderler, 4077 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi hükümlerine göre karşılanır.”  hükmü çerçevesinde  zarar tazmin edilir.

 

21- Alınan bir yazıcının ayıplı çıkması ve tüketicinin bedel iadesi talebi söz konusu olduğunda satıcılar bu talebi yerine getirirken, tüketicinin kartuşu kullandığı ve bu kartuşta bir problem olmadığı gerekçesiyle, kartuş (sarf malzemesi) parasını düşüp kartuşu tüketiciye iade ediyorlar. Satıcıların bu işlemi mevzuata aykırımıdır?

 

Garanti ürünün tamamı için geçerlidir. Yazıcının ayıplı çıkması halinde, tüketici para iadesi talebinde bulunmuşsa, satıcı kesinti yapmadan verilen meblağı geri iade etmelidir. Bu bakımdan satıcıların bu işlemi mevzuata aykırıdır.

 

22- Henüz iskan izni alınmamış bir daire için su idaresi aboneliği onaylamıyor. Tüketicinin yapması gereken nedir?

 

4077 sayılı Kanunun Satıştan kaçınma başlıklı 5 inci maddesinde; “Üzerinde "numunedir" veya "satılık değildir" ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz.

 

Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz.” hükmü yer almaktadır.

 

Bu hüküm gereğince, satıcı veya sağlayıcı mal veya hizmetin satışından kaçınamaz. Ancak, sorudan anlaşılacağı üzere, su aboneliğinin yapılacağı taşınmazın iskan izni bulunmamaktadır. Satış işleminin geçerli olması için, işlemin hukuka aykırı olmaması gerekir. Örneğin, satılması ve kullanılması yasak olan uyuşturucu maddenin satılmadığı ya da mümeyyiz olmayan bir şahsa mal satılmadığı ya da 18 yaşından küçük bir şahsa sigara satılmadığı  gerekçesiyle Kanunun 5 inci maddesinden faydalanılamaz.  Bu nedenle henüz iskan izni alınmamış bir taşınmaza su aboneliğinin verilmemesi 4077 sayılı Kanuna aykırılık teşkil etmez.

 

               23- 12 taksit ve 30 YTL vade farkı ile  kredi kartı ile alınan bir MP3 playerde ayıp ortaya çıkmış ve  tüketici bedel iadesini talep etmiştir. Ancak tüketici bir sonraki aya ait kredi kartı ekstresinda vade farkının banka tarafından hesaptan düşüldüğünü farketmiş. Bankanın tüm meblağı yani vade farkıyla beraber tüm tutarı ödemesi gerekmez mi?

 

 

Üye işyerleri (kredi kartı ile satış yapan işletmeler), kart kullanılarak satın alınmış bir malın iadesi veya hizmetin alımından vazgeçilmesi veya yapılan işlemin iptali halinde, alacak belgesi düzenleyerek bir nüshasını kart hamiline verdikten sonra diğer bir nüshayı da muhafaza etmekle yükümlüdür.

 

Bu alacak belgesine istinaden, tüketiciye bedel iadesi yapılır. Malın iadesine kadar tüketicinin yapmış olduğu ödemelerin toplamı geri iade edilir. Yapılacak bedel iadesine vade farkı da dahildir.

 

Bedel iadesine ilişkin talepler satıcıya iletilir. Tüketici, malı almış olduğu tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte “ödediği miktarı” talep etmek maksadıyla TSHH’lerine  ve Tüketici Mahkemelerine başvurabilir.

 

24- Ayıplı mallara karşı kredi veren hangi durumlarda sorumludur?

 

4077 sayılı TKHK'nın 4 üncü maddesinin 3 üncü fıkrasında "İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Ayıplı malın neden olduğu zarardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu takdirde bunlar müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz." denilmektedir.

 

Kanunun 10 uncu maddesinin 5 inci fıkrasında yer alan "Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur." hükmü ile de kredi verenin hangi durumlarda ayıplı mala karşı sorumlu olduğu açıklanmıştır.

 

25- Tüketici dijital bir fotoğraf makinesi satın alıyor fakat tüketiciye Japonca düzenlenen kullanım kılavuzu veriliyor. Makine tüketicinin kullanım hatasından kaynaklanan bir sebeple arızalanıyor. Bu durum kullanım hatası olarak nitelendirilerek ücretsiz tamir hakkı yok sayılabilir mı?

 

Piyasada satışa sunulan sanayi mallarından ithal edilmiş olanların bakım, onarım ve kullanımına ait tanıtma ve kullanma kılavuzlarının, belirtilen hususlara ve aslına uygun Türkçe tercümeleriyle düzenlenmesi gerekir. Aksi takdirde, yanlış kullanımdan kaynaklanan arızalar Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in Kullanım Hatası başlıklı 17. Maddesinde belirtilen "kullanma kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanılmasından kaynaklanan arızalar" kapsamında değerlendirilemez. Tüketici bu durumda, ücretsiz tamir hakkını kullanma hakkına sahiptir.

 

               26- Bilgisayarı bozulan bir kişi bilgisayarı satıcıya götürüyor. Satıcı sorunu ekran kartında buluyor ve bu parçayı üreticisine (ithalatçısına) yolluyor. Üretici parçanın arızasının düşük voltajdan kaynaklandığını tespit ediyor ve bunun garanti kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtiyor. Bu durumda tüketici kime karşı dava açmalıdır?

 

Her ne kadar elektrik dağıtım şirketi kamu kuruluşu  olsa da 4077 sayılı Kanun taraflardan birini  tüketicilerin oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsadığı için tüketiciler her türlü talebi için ister kamu, ister özel kişi, şirket, kurum ve kuruluşlara karşı haklarını arayabilirler.

 

TKHK’nın 4/A maddesinin 3 üncü fıkrasında “Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur. Sunulan hizmetin ayıplı olduğunun bilinmemesi bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.” hükmü yer almaktadır. Düşük voltaj ayıplı bir hizmet olarak değerlendirilebileceğinden tüketiciler elektrik dağıtım şirketinden ayıplı hizmet yüzünden uğradığı zararın tazminini isteyebilirler.

 

27- Tamiri mümkün olmayan bir cep telefonu konusunda yetkili servis değişim kararı alıyor ancak yılbaşında gümrükteki gecikme nedeniyle 30 iş gününü geçmesine rağmen tüketiciye  yeni ürün teslim edilememiştir. Bu durumda ne yapılmalıdır?

 

           Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Yönetmeliğinin 10. Maddesinin 4. Fıkrasında; "Kullanım ömrü süresince, malın bakım ve/veya onarım süresi, garanti süresi içerisinde mala ilişkin arızanın servis istasyonuna bildirimi, garanti süresi dışında ise malın teslim tarihinden itibaren 30 iş gününü geçemez." denilmektedir.

 

Ancak, sorudan anlaşıldığı üzere cep telefonunun değiştirilmesine (tamiri mümkün görülmemiş olabilir) karar verilmiştir. Dolayısıyla, 30 işi günü içindeki tamir yükümlülüğü ile değiştirilecek ürünün yerine verilecek yeni ürünün ne zaman verileceğini birbirine karıştırmamak gerekir.

 

Kanunumuzda değiştirilen ürünün yerine verilmesi gereken yeni ürünün ne zaman verileceği belirlenmemiştir. Bu durumda, iyiniyet kuralları çerçevesinde mücbir veya hukuki sebepler haricinde ürünün makul bir sürede teslim edilmesi gerekmektedir. Gümrükteki gecikme firmadan değil, firma dışındaki bir sebepten kaynaklanmaktadır.

 

28- Vergi mükellefi (stopaj,k.d.v.) olanlara verilen (esnaf, tacir vb) kartla girilebilen ve aynı zamanda perakende satışın yapıldığı bir Grossmarket'den alınan bir mal ayıplı çıktığında bu durum Kanun kapsamında değerlendirilip Tüketici Sorunları Hakem Heyeti'nde görüşülür mü?

 

4077 sayılı TKHK’nın Kapsam başlıklı 2 inci maddesinde "Bu Kanun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar." denilmektedir. Tüketici ise Kanunun 3 üncü maddesinde "Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi, ifade eder." şeklinde tanımlanmıştır. Bu durumda sadece esnaf yada tacirlere satış yapmak amacıyla hizmet veren bir yerden alışveriş yapıldığı için Kanun kapsamında değerlendirilmez ve Hakem Heyetlerinin bu tür konulan görüşmeden reddetmesi gerekir. Ve tüketici genel mahkemelere yönlendirilmelidir.

 

Ancak, bu gibi yerlerde  kart istenmeden ayrıca perakende şeklinde tüketicilere de satış yapılıyor ise, sadece o tüketici şikayeti için Hakem Heyetlerince karar alınabilir.

 

29: Tüketiciye 16 Kasım 2005 tarihinde satın aldığı laptopu anakartındaki arızasından ötürü 545 Dolar ücret karşılığında değiştirebilecekleri söyleniyor. P4 2400 işlemci 256 MB DDR ram Dvd+Cd-Rw’li bu bilgisayar bütün parçaları ile 550 Dolar etmiyorken, ürünü alalı henüz üç ay dolmadan bu şekilde bir öneri karşısında tüketici ne yapmalıdır?

 

Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik’in Ücretsiz Tamir Yükümlülüğü başlıklı 13. maddesi gereğince;

 

Satıcı, malın; garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamirini yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

 

T.S.H.H arızanın tüketicinin kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığını tespit ettirmesi gerekir. Şayet arıza  kullanım hatasından kaynaklanıyorsa tüketici yukarıdaki hükümden faydalanamaz.

 

30: 2005 model ………. marka bir araca sahibim. Aracım şu an 5.000 km.'de. Aracı aldığım dönemden itibaren bir çok sorun yaşadım.

- Direksiyon kutusu arızalandı,

- 3000 km.'de iken motor arıza ikaz lambası yandı.

- Viraj demir lastikleri ses yapıyordu,

- Alttan ses geliyor,

- Arka tampon flaşörü içine su aldı,

- Sol far içine su aldı,

- Çukura ve bozuk yola filan girmediğim halde rot ayarı bozuldu,

- Bazen silecekler yarıda kalıyor,

- Geçen bir yolculuk sırasında yolcu koltuğunda oturan arkadaşımın emniyet kemeri iki defa kendiliğinden takılı olduğu soketten çıktı.

 

Türkiye genelinde bir çok yetkili servis, özel servis ve özellikle de tanıdık ustaları aradım. Öğrendiğime göre ……… markalı araçların kimisinde fabrika çıkışı, sübaplarında üretim hatası olabiliyormuş. Ama bunu servise sorarsan benzin kötü vs. nedenler bulup hatasını örtmeye çalışıyor.  Bu mağduriyetimi, maddi ve manevi kayıplarımı gidermek için ne yapmalıyım?

 

Tüketici öncelikle  bahsetmiş olduğu hususlar için yetkili servise başvurmalıdır. Meydana gelen arızaların aynı veya farklı olmasına istinaden yada arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının bir raporla tespit edilmesi halinde tüketici Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini kullanmayı talep edebilir.

 

Bahse konu raporun tüketicinin başvurduğu tarihten itibaren yedi gün içerisinde düzenlenmesi zorunludur. Tüketici raporun belirtilen süre içerisinde düzenlenmemesi veya raporu kabul etmemesi hallerinde ilgili T.S.H.H. veya tüketici mahkemesine başvurarak mevcut durumun tespit edilmesini isteyebilir.

 

Aracın seri ayıplı olduğu düşünülüyor ise; Kanunun Üretimin satışın durdurulması ve malın toplatılması başlıklı 24. maddesindeki “Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütleri, ayıplı seri malın üretiminin ve satışının durdurulması ve satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için dava açabilir.” hükmü gereğince Tüketici Mahkemesine başvurulabilir.

 

31: … Elektronik tarafından garanti verilen … marka “modemi” … Bilgisayar’dan 03.03.2005 tarihinde 1 sene garantili olarak aldım. Sadece üç gün çalıştı, bir de baktım ki modem yanmış. Bilgisayarım da zarar gördü. Bu durumda ne yapmalıyım?

 

Her şeyden önce söz konusu ürünün Kanuni garanti süresi 1 yıl değil 2 yıldır. Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmelidir. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak satıcı tüketicinin bu taleplerini yerine getirmez ise, ürünün maddi değeri göz önünde bulundurularak TSHH ve Tüketici Mahkemesine başvurulmalıdır. Satın alınan üründeki ayıbın kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı bilirkişi marifetiyle tespit edilmelidir. 

 

Ayrıca, tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir. Bu doğrultuda, satın aldığı ürünün ayıplı olmasından dolayı bilgisayarının zarar görmesi nedeniyle Tüketici Mahkemesinde tazminat davası açabilir. 

 

32: 29 Temmuz 2005 tarihinde. … Mobilya’ya girdik, ve değeri 2500 YTL olan koltuk takımlarından birini beğendik. Koltuklar 1 hafta sonra geldi. Evde oturulmadığından 1 hafta kadar sonra koltukların kılıfında sökükler olduğunu fark ettik. Ürünün ayıplı olması nedeniyle 500 milyon lira indirim talep ettik. Satıcı firma bu talebimizi kabul etmedi. Bu durumda hakem heyetlerine mi başvurmalıyım yoksa tüketici mahkemelerine mi başvurmalıyım?

 

Sorudan tüketicinin ayıp oranında bedel indirimi istediği anlaşılmaktadır. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak satıcı tüketicinin bu talebini yerine getirmediği görülmektedir.

 

Hakem Heyetlerinin 2006 senesi için bağlayıcı karar alabilecekleri parasal üst sınır 724,99 liradır. Ancak burada tüketicinin talebinden ziyade uyuşmazlığa konu olan malın değeri dikkate alınmalıdır. Ve söz konusu ürünün değerinin 2500 YTL olması nedeniyle, TSHH’nin vereceği karar bağlayıcı olmayacağından Tüketici Mahkemesine başvurması daha uygun olacaktır.

 

33: … marka bitkisel tedavi içerikli bir ürün satın aldım. Ancak bu ürünü kullandığımda midemde çeşitli sorunlar ortaya çıktı.Bunun sonucunda hastaneye giderek tedavi gördüm. Satıcı firma söz konusu ürünün 4077 sayılı yasa kapsamında olmadığı gerekçesiyle bir şey yapamayacağını bildirdi. Bu durumda ne yapılabilir?

 

Her şeyden önce söz konusu ürün, Kanunda “Mal: Alış-verişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder” şeklinde tanımlanan mal kapsamında yer almaktadır.

 

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmelidir. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak satıcı tüketicinin bu taleplerini yerine getirmez ise, ürünün maddi değeri göz önünde bulundurularak TSHH ve Tüketici Mahkemesine başvurulmalıdır.

 

Ayrıca, Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir. Bu doğrultuda, satın aldığı ürünün ayıplı olmasından dolayı sağlığına zarar vermesi nedeniyle uyuşmazlığın miktarına göre TSHH’nde veya Tüketici Mahkemesinde tazminat davası açabilir. 

 

34: … marka Hermetik kombi aldım. 2 defa servis çağırdım, ikisinde de bir hata bulamadılar. Banyonun sıcak suyunu açtığım zaman kombi aşırı derecede sesli çalışıyor ve de günlük 15m3 gaz tüketiyor. Araştırmama göre komşularımda bulunan diğer herhangi bir kombinin bile benim kombimden az yaktığını tespit ettim. Bu durumda ne yapmalıyım?

 

Burada iki türlü şikayet söz konusudur. Birincisi, kombinin aşırı derecede sesli çalışması, ikincisi ise fazla gaz tüketmesidir. Bu hususların varlığı ve bunların tüketicinin kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı bilirkişi marifetiyle tespit edilmelidir.  Eğer söz konusu şikayetler kullanım hatasından kaynaklanmıyorsa  TSHH veya Tüketici Mahkemesine başvurulmalıdır.

 

35: Bundan 3 ay önce … Mobilyadan 350 YTL değerinde bir mutfak masası aldık. Teslimat gece yapıldığı için hatasını göremedik. Sabahleyin baktığımızda hatasını fark edip, … Mobilya’ya durumu bildirdik. Bize 3 hafta içinde yeni masanın geleceği söylendi. 3 haftanın sonunda gelmeyince firmayla tekrar diyaloga geçtik. Masanın niye gelmediğini sorup ısrar edince teşhirdeki arızalı masayı gönderdiler. Masayı geri iade ettik. 2 hafta sonra tekrar bir masa geldi, aynı yerinden yine arızalıydı. Bu durumda ne yapmalıyız.

 

Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak satıcı tüketicinin bu taleplerini yerine getirmez ise, ürünün maddi değeri göz önünde bulundurularak TSHH veya Tüketici Mahkemesine başvurulmalıdır.

 

 

36: 03.06.2005–0068 numaralı fiş ile satın aldığımız 9 kalem üründen bir tanesi olan yeşil renkli t-shirt etiketinde belirtildiği gibi 40º C ve kısa programda eşim tarafından çamaşır makinesinde yıkandı. Ayıplı ürün yıkama sonucu çamaşır makinesinde bulunan diğer giyeceklere renk vererek kullanılmaz duruma getirdi.

- Aldığımız ürün üzerinde boya verebilir, ayrı olarak yıkanmalıdır şeklinde bir uyarı yok. Bu durumda aldığımız her ürünü tek tek mi yıkamamız gerekiyor?

- Aldığımız her hangi bir ürünün etiketinde yazdığı gibi 40º C ve kısa programda yıkanması durumunda bile boya çıkarması normal mi?

- Zarar gören ürünlerimizin faturalarını ibraz edemezsek (bazılarını vergi iadesinde kullanmış olabilirim) tazmin hakkımız kayıp mı olur?

 

Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmelidir. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak satıcı tüketicinin bu taleplerini yerine getirmez ise, ürünün maddi değeri göz önünde bulundurularak TSHH veya Tüketici Mahkemesine başvurulmalıdır. Satın alınan üründeki ayıbın kullanım hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı bilirkişi marifetiyle tespit edilmelidir. 

 

Ayrıca, Tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir. Bu doğrultuda, satın aldığı ürünün ayıplı olması nedeniyle diğer ürünlere zarar vermesi nedeniyle TSHH veya Tüketici Mahkemesinde tazminat talebinde bulunabilir. 

 

37: Eşim bana 12.06.2005’te hediye mp3 çalar almış. Tatilde olduğum için 20 gün sonra verebildi. Açtım inceledim. Beğenmedim. Faturasında 1 ay içinde iade edilebileceği yazıyordu. …’yı aradım, durumu izah ettim. Bana mp3 çalar ürünlerinde iade almadıklarını söylediler.

 

Ürün değişimi 4077 sayılı kanun çerçevesinde yapılabilmektedir. İlgili yasada ürün ayıplıysa, fatura tarihi itibari ile ilk 30 gün içinde arıza oluşursa değişim hakkı olabilmektedir. Ancak, faturanın üzerinde ayıba ilişkin bir husus belirtilmeden ve Tüketici Kanununa atıf yapılmadan 1 ay içinde değiştirileceği yazıyorsa satıcı bu taahhüdüyle bağlı kalmak durumundadır ve tüketicinin talebini yerine getirmek zorundadır. Tüketici bu hususta durumu tespit ettirmek ve ürünü değiştirmek amacıyla TSHH’ne başvurabilir.

 

38: … marka araba aldık. 18.01.2005 tarihinde trafik kazası oldu. Ön cam ile arka bagaj kapağı tamponu kırıldı. Arabayı hemen … servise bıraktık ama 2005 model arabanın parçası yokmuş, servisin dediğine göre belki 1 ay belki 3 ay içinde gelirmiş. Arabam 12 gündür serviste bekliyor, bu durumda haklarım nelerdir?

 

Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’in;

 

Servis İstasyonlarının Sorumlulukları başlıklı 10. Maddeye göre; “…Kullanım ömrü süresince, malın bakım ve/veya onarım süresi, garanti süresi içerisinde mala ilişkin arızanın servis istasyonuna bildirimi, garanti süresi dışında ise malın teslim tarihinden itibaren 30 iş gününü geçemez.”

 

TKHK’nın 15 inci maddesine göre “imalatçı veya ithalatçılar sattıkları ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi malları için o malın Bakanlıkça tespit ve ilan edilen kullanım ömrü süresince yeterli teknik personel ve yedek parça stoğu bulundurmak suretiyle bakım ve onarım hizmetlerini sunmak zorundadırlar.”

 

Burada, garanti kapsamı dışında bir uyuşmazlık bulunmaktadır. Kullanım ömrü süresince, malın bakım ve/veya onarım süresi malın teslim tarihinden itibaren 30 iş gününü geçemez. Geçer ise TSHH veya Tüketici Mahkemesine başvurarak mağduriyetin giderilmesi talep edilebilir. Ayrıca, yedek parça bulunmadığına ilişkin şikayet Sanayi ve Ticaret Bakanlığına veya İl Müdürlüklerine yapılmalıdır.

 

39: Ocak ayının sonunda almış olduğum … markalı dizel aracım aldığım günden bu yana km’de yaklaşık olarak 0.21 YTL ile 0.32 YTL arasında yakıt yakıyor. Şimdi ortalama olarak bu araçların yakıt tüketimini kendileri km başına 0.13 YTL ile 0.15 YTL arasında diyorlar. Bunu 0.15 YTL’den aldığımızı düşündüğümüzde aradaki fark km başına 0.065 YTL yapar. Bunu da 15.000 ile çarptığımızda rakamlar yüksek boyutlara ulaşıyor. Bu durumda ne yapmalıyım.

 

Aracın yakıt tüketimine ilişkin km başına 0.13 YTL ile 0.15 YTL arasında yakması gerekirken yaklaşık olarak 0.21 YTL ile 0.32 YTL yakıt tüketimi ekonomik ayıptır. Zira ekonomik ayıp, tüketicinin satın aldığı maldan beklediği ekonomik yararları azaltan veya ortadan kaldıran ayıba denir. Bu nedenle tüketici, TSHH veya Tüketici Mahkemesine başvurmalıdır. Ancak aracın yakıt tasarrufu, kullanma kılavuzunda yer alan test koşullarına göre muayene ettirilmesi gerekir.

 

Ayrıca ilan ve reklamlarında belirtilen yakıt tüketim miktarlarının gerçekleri yansıtmadığı düşünülüyorsa konu reklam mevzuatı açısından incelenmek üzere Reklam Kuruluna gönderilebilir.

 

40: Babam için bir dizüstü bilgisayarı aldık. Başvuru esnasında ve sonradan defalarca telefon ve mail ile F klavye isteğimizi tekrarlamamıza rağmen dalga geçer gibi Q klavye gönderdiler. Sonradan öğrendik ki; firmanın elinde F klavye dizüstü bilgisayarı diye bir şey yok. Firma elinde olmayan malı satıyor. Elinde F klavye dizüstü bilgisayarı yoksa neden siteye ‘F klavye isteyen müşterilerimizin 10 gün içinde bildirmeleri gerekir’ diye yazılıyor?

 

Burada ayıplı bir ürün teslimatı söz konusudur. Zira satıcı firmanın ilan ve reklamlarında F klavye isteyenlerin 10 gün içinde bildirmeleri gerekmektedir şeklinde ki beyanı karşısında tüketici F klavye istemiştir. Satıcı bu talebi yerine getirmediği için 4077 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde ifade edildiği şekliyle, satıcı tarafından bildirilen ve/veya tahsis ve kullanım amacı bakımından  tüketicinin ondan beklediği faydayı azaltan veya ortadan kaldıran maddi bir ayıp söz konusudur.

 

 Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde sorunu satıcıya bildirmeli ve Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini seçmelidir.  Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak satıcı tüketicinin bu talebini yerine getirmez ise, ürünün maddi değeri göz önünde bulundurularak TSHH veya Tüketici Mahkemesine başvurulmalıdır.

 

Ayrıca aldatıcı ve yanıltıcı bir reklam söz konusu olduğu için konunun reklam mevzuatı açısından incelenmesi maksadıyla Reklam Kuruluna gönderilmesi uygun olacaktır.

 

41: ÖSS sınavlarına hazırlanmak amacıyla …'da şubesi bulunan …. dershanesine kayıt yaptırabilmek için gittim. 2000 mezunu olduğum için dershane müdürü beni dershanelerine kabul etmedi. Nedenini sorduğumda 2001 mezunu öncesini kabul etmiyorlarmış. Böyle bir ayrım olabilir mi?

 

4077 sayılı Kanunun Satıştan kaçınma başlıklı 5. Maddesinde yer alan; “Üzerinde "numunedir" veya "satılık değildir" ibaresi bulunmayan bir malın; ticarî bir kuruluşun vitrininde, rafında veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilmesi halinde satıcı bu malların satışından kaçınamaz. Hizmet sağlamada da haklı bir sebep olmaksızın kaçınılamaz.” şeklindeki ifadeden de anlaşılacağı üzere, keyfi uygulamalar ile hizmet sunumundan kaçınılamaz.

 

Ancak, kişinin dershaneye gitmesine engel teşkil edecek hukuki bir mesnet bulunması halinde veya haklı başka bir sebep bulunması halinde bu hükmün uygulanmaması gerekir. Bu doğrultuda, tüketici uyuşmazlığın miktarına göre Hakem Heyetine veya Tüketici Mahkemesine başvurmalıdır. Hizmet verilmemesinin hukuki dayanağı araştırılarak tüketicinin mağduriyeti giderilmelidir.

 

 

 

            42: …Pazarlamadan klima aldım. Takmaya gelen servis özensiz bir şekilde evi tamamen kirleterek ve dış ünitenin koruma kabını takmadan gitti. Garanti belgesi ve kullanma kılavuzu bırakmadılar, onun için hala kullanımı tam olarak öğrenemedim. Ayrıca klima çok ses yapıyor. En kısa zamanda bunların teminini ve klimanın düzgün çalışması için ne yapmalıyım?

 

 Tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde sorunu satıcıya bildirmeli ve Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen seçimlik haklarından birini seçmelidir.  Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ancak satıcı tüketicinin bu talebini yerine getirmez ise, ürünün maddi değeri göz önünde bulundurularak TSHH veya Tüketici Mahkemesine başvurulmalıdır.

 

Tazminat istemesi ile ilgili olarak; tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahiptir. Bu doğrultuda, satın aldığı ürünün zarar vermesi nedeniyle TSHH’nde veya Tüketici Mahkemesinde tazminat davası açabilir. 

           

            Garanti Belgesi ve Kullanma kılavuzu ile ilgili olarak; Sanayi ve Ticaret Bakanlığına veya İl Müdürlüklerine başvurulmalıdır.

 

43: Garanti belgelerinin bazılarında Sanayi ve Ticaret Bakanlığından izin alınmıştır ibaresi bulunmaktadır. Ancak izin alanın adı soyadı ve unvanı belirtilmemiştir. İzin tarih ve numarası yoktur. Bu belgenin geçerliliği nedir, geçersiz ise ne yapılmalıdır?

          

Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in Garanti Belgesinde Bulunması Zorunlu Bilgiler başlıklı 7 inci maddesinde "Bakanlık izin tarih ve sayısı"da sayılmıştır. İlk önce Bakanlıktan herhangi bir Garanti Belgesi alınıp alınmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Şayet Bakanlıktan bir belge alındı ise Bakanlık izin tarih ve sayısının Garanti Belgesi'ne yazılması ilgili firmadan istenir.

          

İmalatçı veya ithalatçıların Bakanlıktan Belge almadığı halde tüketicilere sahte Garanti Belgesi verdiği tespit edilirse, durum Bakanlığa bildirilir. Bakanlık 4077 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik hükümleri çerçevesinde gerekli denetimleri yaparak ilgili firma hakkında gerekli yasal işlemi uygular.

 

44: Garanti belgesi kapsamındaki uyuşmazlıklarda tüketicinin garanti belgesi ibraz etmesi yeterli midir? Yoksa, faturanın da bulunması gerekir mi?

 

            Vergi Usul Kanunu'nun 233 üncü maddesinde "Birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, kazancı basit usulde tespit edilenlerle (...) defter tutmak mecburiyetinde olan çiftçilerin fatura vermek mecburiyetinde olmadıkları satışları ve yaptıkları işlerin bedelleri aşağıdaki vesikalardan herhangi biri ile tevsik olunur.

l. Perakende satış fişleri,

2. Makineli kasaların kayıt ruloları,

3. Giriş ve yolcu taşıma biletleri,

Perakende satış fişi, makineli kasaların kayıt ruloları ve biletlerde, işletme veya mükellefin adı, düzenlenme tarihi ve alınan paranın miktarı gösterilir.

 

       Perakende satış fişi ile giriş ve yolcu taşıma biletleri seri ve sıra numarası dahilinde teselsül ettirilir. Bu fiş ve biletler kopyalı iki nüsha olarak tanzim edilir ve bir nüshası müşteriye verilir. Makineli kasa kullanılıp da müşteriye fiş (makineli kasanın önceki fıkrada belirtilen malumatı ihtiva eden fişi) verilmemesi halinde, perakende satış fişi tanzimi ve müşteriye verilmesi mecburidir." denilmektedir.

 

           353 üncü maddesinde yer alan "Verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya

düzenlenen bu belgelerde gerçek meblağdan farklı meblağlara yer verilmesi halinde; bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların herbirine, her bir belge için 1,500,000 (53.000.000) liradan aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10'u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir..." denilmek suretiyle yapılan alışverişlerde fiş veya fatura almak ve vermek zorunluluk haline getirilmiştir.

 

           4077 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde yer alan "İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi mallan için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir..." hüküm gereği Garanti Belgelerinde mala ilişkin faturanın tarih ve sayısının yazılması satıcı, bayi veya acenteye verilmiş bir zorunluluktur.

 

           Tüketicilerin garanti belgesine dayalı uyuşmazlıklarda mala ilişkin faturanın tarih ve sayısının yer aldığı Garanti Belgesini ibraz etmeleri yeterlidir.

 

           Ancak yukarıda ifade edilen Vergi Usul Kanunu hükümleri gereği alınması zorunlu fiş, fatura vb. belgelerin ibraz edilmesi tüketicilerin herhangi bir problem çıktığında ispat etmesini kuvvetlendirecek belgelerdir.

 

45: Garanti belgesi üzerindeki fatura bilgileri ile tüketicinin fatura bilgisi birbirinden farklıdır. Hangi bilgiye itibar edilmelidir?

 

            4077 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde yer alan "İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi mallan için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir..." hüküm gereği Garanti belgelerinde mala ilişkin faturanın tarih ve sayısının yer alması zorunludur. Garanti belgelerinde yer alan bilgiler satıcılar tarafından doldurulan bilgiler olduğu için bu bilgilerde hata yapılması muhtemel olabilir. Dolayısıyla tüketicilere verilen ve satım işlemini ispatlayan belgeler olan fiş, fatura belgelerine itibar edilmelidir.

 

46: Satın alınan ürün garanti süresi içerisinde arızalanırsa teknik servis tüketicinin ikamet ettiği ilde yok ise firma ürünü servis fişi ile teslim almaktadır. Ürün bölge servisine gönderilince 30 iş günü aşılarak onarılıyor. Yerine kullanılması için ürün verilmiyor. Tüketici ürünün yenisini talep ediyor. Garantisi dolmuş ürünlerin servis süresinin aşılması durumunda tüketiciler ne yapabilir ve cezai işlem yapılmalı mıdır?

 

           Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in 6 ncı maddesinde "Malın arızalanması durumunda, tamirde geçen süre garanti süresine eklenir.

 

Malın tamir süresi en fazla 30 iş günüdür. Bu süre mala ilişkin arızanın servis istasyonuna, servis istasyonunun olmaması durumunda, malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçısı- üreticisinden birine bildirim tarihinden itibaren başlar."

"Malın arızasının 15 iş günü içerisinde giderilememesi halinde, imalatçı-üretici veya ithalatçı; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmek zorundadır."

 

14 üncü maddesinde " Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın;

               a) Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması,

            b- Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,

           c- Firmanın servis istasyonunun, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla satıcısı,   bayii,   acentesi,   temsilciliği,   ithalatçısı   veya   imalatçı-üreticisinden   birisinin düzenleyeceği raporla arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının belirlenmesi, durumlarında, tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.

 

Bu maddenin (c) bendinde belirtilen raporun, tüketicinin başvuru tarihinden itibaren yedi gün içerisinde düzenlenmesi zorunludur. Tüketici, raporun belirtilen süre içerisinde düzenlenmemesi veya raporu kabul etmemesi hallerinde, ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurarak mevcut durumun tespit edilmesini isteyebilir.

 

Garantisi dolmuş ürünler için de bu 30 günlük tamir süresi geçerlidir. Söz konusu süre içerisinde ürünün tamiri yapılmaz ise konu idari denetim yönüyle incelenmesi açısından İl müdürlüğüne veya Bakanlığa bildirilmelidir.

 

47: Satın alınan ürün değişik tarihlerde aynı şikayetler ile teknik servise 5 veya 6 defa gönderiliyor. Tüketici şikayeti ile teknik servisin raporu farklı oluyor, çoğu raporda bahse konu şikayetlere rastlanılmadığı, cihazın testlerden başarı ile geçtiği söylenmesine rağmen tüketicinin şikayetleri devam etmekte ve cihazın yenisi ile değişimi kabul edilmemektedir. Ne yapılabilir?

 

Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in Ücretsiz Tamir Yükümlülüğü başlıklı 13 üncü maddesinde "Satıcı, malın; garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamirini yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.

          

Arızalarda kullanım hatasının bulunup bulunmadığı servis istasyonları, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla; bu malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisi tarafından düzenlenen raporla belirlenir.

 

Tüketiciler, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen rapora ilişkin olarak bilirkişi tarafından tespit yapılması talebiyle ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir." hükmü yer almaktadır.

 

Bu hüküm gereği tüketiciler servisin düzenlediği raporlara karşı Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvurabilir. Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri bilirkişilerin düzenleyeceği rapor doğrultusunda bir karar vermelidir.

 

48: Teknik servise teslim edilen beyaz eşya veya elektronik cihaz 30 iş günü geçmesine rağmen tüketiciye teslim edilmiyor, servis tarafından yedek parça için üretici firmaya sipariş verildi ama henüz yedek parçanın ulaşmaması sebebiyle hizmet veremiyoruz deniliyor. Bu durumda sorumluluk kime aittir?

 

            4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' un Satış Sonrası Hizmetler' i düzenleyen 15. Maddesinin 1. fıkrasında " İmalatçı veya ithalatçılar, sattıkları, ürettikleri veya ithal ettikleri sanayi mallan için o malın Bakanlıkça tespit ve ilân edilen kullanım ömrü süresince, yeterli teknik personel ve yedek parça stoku bulundurmak suretiyle bakım ve onarım hizmetlerini sunmak zorundadırlar." denilmektedir. Bunun yanında, Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Yönetmeliğinin 12. Maddesinde de imalatçı - üretici ve/veya ithalatçıların sattıkları ürünle ilgili yedek parça bulundurma zorunlulukları tekrar vurgulanmıştır.

 

            Aynı yönetmelikte, İmalatçı-Üretici ve İthalatçının sorumluluğu 16. Maddenin l. fıkrasında şöyle belirtilmiştir; "Servis istasyonlarının ayrı bir tüzel kişiliği olsa dahi imalatçı - üretici ve/veya ithalatçılar; satış sonrası hizmetlerin sağlanmasından ve yürütülmesinden servis istasyonları ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar, "denilmektedir. Dolayısıyla, tüketici ekonomik kaybının telafisi için hem servis istasyonuna hem de üretici veya ithalatçıya başvurabilir. Bunun yanında, soruda geçen malların herhangi birinin satış sonrası hizmetlerinin verilmemesi ya da imalatçı-üretici ve/veya ithalatçının bulunamaması halinde, aynı yönetmeliğin 17. Maddesine göre tüketicilere bu hizmetlerin verilmesinden satıcılar sorumludur.

 

49: Servis tarafından tamir edilen bir ürün 3 ay sonra yeniden arızalanıyor yetkili servis bu arıza içinde servis ücreti talep ediyor. Yapılacak işlem nedir?

 

Sanayi Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'in 10 uncu maddesinin 5 inci fıkrasında “Servis istasyonları tarafından verilen montaj, bakım ve onarım hizmetiyle ilgili olarak, bir yıl içerisinde aynı arızanın tekrarı halinde herhangi bir servis ücreti alınmaz. Tüketicinin malı kullanım kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar bunun dışındadır.” hükmü yer almaktadır. Servis istasyonu şayet ücret  almış ise TSHH servisin almış olduğu ücretin tüketiciye iade edilmesine karar vermelidir.

 

50: Garanti belgesiyle satılan bir üründe ayıp çıkması durumunda tüketici öncelikle onarım hakkını mı kullanmak zorundadır yoksa Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan seçimlik haklarını da kullanabilir mi?

 

Bir malın garanti belgesiyle satılıyor olması tüketicinin 4 üncü maddedeki seçimlik haklarını talep etmesini engellemez. Şayet üründe 30 gün içerisinde herhangi bir ayıp ortaya çıkar ise tüketici onarım hakkını istemeden diğer seçimlik haklarını da talep edebilir.

 

Garanti belgesiyle satılan ürünlerde malın teslim tarihinden itibaren 30  gün geçtikten sonra üründe herhangi bir  arıza meydana gelirse tüketici öncelikle onarım hakkını kullanmak zorundadır.

 

51: Tatil amaçlı alınmış devre mülklerde  3 yıl sonra duvarların sıvası dökülmüş su tesisatlarında akıntılar meydana gelmeye başlamış bu durumda  sorumlu devre mülkü yapan inşaat firması mıdır, yoksa sorunun yaşandığı tarihteki işletmeci firma mıdır?

 

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ayıplı mal başlıklı 4. maddesinin 4. fıkrasında “Bu madde ile ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda beş yıldır.” hükmü yer almaktadır. Devre mülk tatil amaçlı taşınmaz olarak değerlendirildiğinden ,devre mülkle ilgili uyuşmazlıklarda 4077 sayılı Kanun uygulanır.

 

            4077 sayılı Kanun’un  ayıplı mal başlıklı 4. maddesinin 3. fıkrasında “İmalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren ayıplı maldan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından dolayı müteselsilen sorumludur.” hükmü yer almaktadır. Bu durumda devre mülk ile ilgili uyuşmazlık çıktığında devre mülkü yapan inşaat firması ve devre mülkün işletmecisi müteselsilen sorumludur.

 

52: İlimizin Geliştirme Vakfı tarafından alınan fotokopi cihazı alınır alınmaz arızalandı. Ancak firma Geliştirme Vakfını ticari olarak değerlendirip tüketici kanunundan faydalanamazsınız diyor. Vakıflar tüketici midir?

 

            Yargıtay 11 inci Hukuk Dairesi’nin 1997/1815-5112 sayılı kararında, özetle  4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 3. maddesinin tüketici tanımına gerçek kişiler ile birlikte dernek, vakıf ve kooperatiflerinde girmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu durumda vakıflar tüketici kapsamında değerlendirilecek ve tüketici sayılan vakıfların başvuruları Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinde değerlendirilebilecektir.

 

            Yalnız bu tür uyuşmazlıklarda dikkat edilmesi gereken nokta bu tür (dernek, vakıf, kooperatif)  tüzel kişilerin sosyal amaçları dışında ticari bir faaliyetle iştigal etmemeleri gerektiğidir.  Çünkü şayet bu tür tüzel kişiler ticari bir faaliyetle iştigal ederlerse Türk Ticaret Kanunu kapsamında tacir olarak değerlendirilirler.

 

53: Taksitli satışlarda tüketiciye imzalatılan tek senedin icra işlemine konulması hukuki midir?

 

4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un Taksitle Satış başlıklı 6/A maddesinde; her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Aksi takdirde düzenlenen senet geçersizdir. İmzalanan tek senedin icra işlemine konulması hukuki değildir.

 

54: Taksitli satışlarda, tüketicinin toplam bedeli ödemek istemesi durumunda gerekli faiz indiriminin yapılmaması halinde nasıl bir yol izlenmelidir?

          

4822 sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun   un "Taksitle Satış" ı düzenleyen 6/A maddesinde; Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasının zorunlu olduğu, Ve sözleşmede bulunması gereken asgari koşullar arasında; Malın veya hizmetin Türk Lirası olarak vergiler dahil peşin fiyatı, Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek Türk Lirası olarak toplam satış fiyatı, faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve sözleşmede belirlenen faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı, belirtilmiştir.

 

Ayrıca söz konusu madde de "Taksitle satışlarda; tüketici, borçlandığı toplam miktarı önceden ödeme hakkına sahiptir. Tüketici aynı zamanda, bir taksit miktarından az olmamak şartıyla bir veya birden fazla taksit ödemesinde bulunabilir. Her iki durumda da satıcı, ödenen miktara göre gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür." denilmektedir. Bu hüküm gereği gerekli faiz indirimi yapılmadığı takdirde Tüketici Sorunları Hakem Heyeti buna ilişkin başvuruları Kanunda belirtilen limitler ışığında değerlendirip karara bağlayabilir.

 

               55: Dershaneden eğitim alan öğrencilerin dershaneden ayrılmak istemeleri durumunda konu hangi kapsamda değerlendirilmelidir?

 

Dershaneden eğitim alan öğrenciler tüketici tanımına girmektedir. Şayet dershane bu hizmeti sağlarken ayıplı bir hizmet sunuyor ise öğrencinin dershaneden ayrılma hakkı vardır.  Örneğin dershane ilan ve reklamlarında sınıfların en fazla onar kişilik olduğunu beyan etmesine rağmen, sınıflarda bu rakamın üzerinde öğrenciler ile eğitim yapılması yada reklam ve ilanlarda tanınmış öğretmenlerin ismine yer verildiği halde bu öğretmenlerin derslere girmemesi gibi durumlar ayıplı hizmet olarak kabul edilebilir.

 

                56: Kapıdan satış kapsamı dışında tutulan eğitim ve/veya kültürel amaçlı yayınların satışı Hakem Heyetlerinde ne şekilde değerlendirilebilir?

           

            Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde bazı mal ve hizmetlerin kapsam dışı tutulmasının amacı bu satışlar için cayma hakkının kullanılmasının engellenmesidir. Kapsam dışı demek 4077 sayılı Yasanın hiçbir maddesinin bu mal yada hizmetlere uygulanamayacağı manasını taşımamaktadır. Bu tür satışlar için Kanun’un 8 inci maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri uygulanmaz. Ancak Kanunun ayıplı mal, sözleşmedeki haksız şartlar vb. maddeleri tüketicilerin her zaman kullanabileceği haklarıdır.

 

               57: Kapıdan satış yapan firmaların Kapıdan Satış Yetki Belgesi alıp almadıkları nasıl öğrenilebilir?

 

           4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Uygulama Yönetmelikleri kapsamında kapıdan satışlara ilişkin hükümlere göre firmaların Kapıdan Satış Yetki Belgelerini tüketiciye gösterme zorunluluğu yoktur.

 

Ancak, firma isterse güven telkin etmek için bu belgeyi gösterebilir. Bunun yanında www.sanayi.gov.tr sitesinde Kapıdan ve Kampanyalı Satışlarda Yetkili Firma Listesi linkinden bu belgeye sahip firmalar kontrol edilebilir.

 

               58: Kapıdan yatış yetki belgesi almamış olan satıcılara idari para cezası uygulanır mı?

 

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 25. maddesinin 3 üncü fıkrasında ".... 8 inci maddede belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında…… lira para cezası uygulanır." denilmektedir. Cezalarda yetki, itiraz ve zamanaşımı başlıklı 26 ıncı maddesinde ise "25 inci maddenin bir, dört, yedi.... fıkralarındaki cezalar Bakanlık tarafından, diğer fıkralarındaki cezalar ise o yerin mülki amiri tarafından uygulanır." Hükmü vardır. Bu madde hükmü gereği kapıdan satışlarla ilgili bir ceza söz konusu olduğunda o ilin mülki amiri olan valiliklerce ceza uygulanır. Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin herhangi bir para cezası verme yetkisi bulunmamaktadır.

 

            59: Kapıdan Satışlarda cayma bildiriminin satıcının eline ulaşmasından itibaren 20 gün içinde mal satıcı tarafından iade alınmazsa tüketici ne yapabilir?

 

            4077 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasının son cümlesinde " Satıcı, cayma bildirimi kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür." denilmektedir. Bu hüküm gereği malın geri alınması satıcının yükümlülüğündedir. Tüketicinin herhangi bir şey yapmasına gerek yoktur.

 

            60: Hediye vaadi ile kapıdan satışlarda izlenecek yöntem nedir?

       

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un kapıdan satışlara ilişkin 8. maddesinde hediye ürünlerle ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Hediye olan ürünün hediye olarak verildiğini ispatlama yükümlülüğü tüketiciye aittir. Hediye vaat edilen tüketici, satıcıdan öncelikle bunu ispatlayabileceği bir belge istemelidir. Hediye olan ürünlerin ürünün reklamında veya sözleşmede belirtilip belirtilmediğine dikkat edilmelidir. Eğer hediye vaadi tüketici tarafından ispatlanmış ve hediye verilmemişse satışa konu olan mal, ayıplı mal kapsamında değerlendirilir.

      

           61: Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 14. maddesinde sayılan ve  kapsam dışı tutulan bir mal veya hizmetler ile ilgili bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda nasıl bir yol izlenmelidir?

 

            Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde bazı mal ve hizmetlerin kapsam dışı tutulmasının amacı bu satışlar için cayma hakkının kullanılmasının engellenmesidir. Kapsam dışı demek 4077 sayılı Yasanın hiçbir maddesinin bu mal yada hizmetlere uygulanamayacağı manasını taşımamaktadır. Bu tür satışlar için Kanun’un 8 inci maddesi ve ilgili yönetmelik hükümleri uygulanmaz. Ancak Kanunun ayıplı mal, sözleşmedeki haksız şartlar vb. maddeleri tüketicilerin her zaman kullanabileceği haklarıdır.

 

               62: 7 günlük cayma bildirimi süresi dolmadan tüketiciye senet imzalatan kapıdan satış firmasına idari para cezası uygulanabilir mi?

          

4077 sayılı Kanun'un Kapıdan Satışlara ilişkin 8 inci maddesinde “…Bu tür satışlarda; tüketici, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içinde malı kabul etmekte veya hiçbir gerekçe göstermeden ve hiçbir yükümlülük altına girmeden reddetmekte serbesttir. Hizmetlerin satımında ise bu süre, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren başlar. Bu süre dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez…” hükmü bulunmaktadır. Bu hüküm gereği 7 günlük süre dolmadan   tüketiciden alınan senetler  geçersizdir. TSHH kendisine yapılan bu tür başvurularda senedin geçersiz olduğuna ilişkin karar verebilir.

          

Kanun’un 25. maddesinin 3 üncü fıkrasında ".... 8 inci maddede belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında …lira para cezası uygulanır." denilmektedir. Cezalarda yetki, itiraz ve zamanaşımı başlıklı 26 inci maddesinde ise "25 inci maddenin bir, dört, yedi.... fıkralarındaki cezalar Bakanlık tarafından, diğer fıkralarındaki cezalar ise o yerin mülki amiri tarafından uygulanır." hükmü vardır. Bu madde hükmü gereği kapıdan satışlarla ilgili bir ceza söz konusu olduğunda o ilin mülki amiri olan valiliklerce ceza uygulanır. Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin herhangi bir para cezası verme yetkisi yoktur. Ancak, idari para cezası verilmesi hususunda da Bakanlık veya İl Müdürlüğüne bilgi verebilir.

 

               63: Kapıdan satış firması "Senedin imzalanmasını biz talep etmedik, tüketici ısrarla imzaladı" şeklinde bir beyanda bulunursa yapılacak bir işlem var mıdır?

          

Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesinde, cayma hakkının kullanımıyla ilgili hükümlerine göre cayma hakkı süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu olan mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Bundan dolayı eğer senet, kapıdan satışa konu olan mal veya hizmet için cayma hakkı süresi içerisinde imzalanmış ise geçersizdir. Satıcının "bu senedi imzalamayı tüketici istedi" şeklindeki beyanı bunu değiştirmez.

 

               64: Kredi kartı ile yapılan ödeme sonucu temin edilen mal veya hizmetin ayıplı çıkması halinde, tüketicinin paranın ödenmemesi için bankaya başvurması gerekir mi?

 

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun ayıplı mallara ilişkin 4 üncü maddesine göre, tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Banka satıcı olmadığı için tüketicinin, para iadesi için bankaya değil, satıcı firmaya başvurması gerekir.

 

            65: Tüketicinin   sermaye   piyasalarında   yaptığı   işlemlerle   ilgili   olarak   yaşadığı uyuşmazlıklar için 4077 sayılı Kanundan yararlanılabilir mi?

          

Sermaye piyasalarında yapılan işlemler sonucu bir ortaklık ilişkisi kurulmaktadır. Bu bağlamda kurulan bu ilişkinin 4077 sayılı kanunun tanımlar başlıklı 3. maddesindeki, "mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi" olarak tanımlanan tüketici kavramı kapsamında değerlendirilmemesi gerektiği düşünülmektedir.

 

66: Tüketici kredisi sözleşmesinde kefilin sorumluluğu nedir?

          

Tüketici kredisi sözleşmeleri, tüketiciden teminat alınması şartına bağlı olarak yapılmaktadır. Teminat türü olarak da genelde şahsi teminat tercih edilmektedir. Uygulamada şahsi teminatın tercih edilme nedeni diğer teminat türlerine göre daha kolay bulunabilmesidir. Bu sebeple 4077 sayılı TKHK'nın tüketici kredisi ile ilgili 10 uncu maddesinde yer alan "... tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde kredi veren asıl borçluya başvurmadan borcun ifasını isteyemez." hükmü gereği kredi veren borcun ifası için direkt kefile başvuramaz. Böylece kefile tali/ikincil bir sorumluluk yüklenmiştir.

              

               67: Kredi kartıyla yapılan alışverişlerde komisyon alındığı yönüyle Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine yapılan başvurularda Hakem Heyetleri hangi yolu izlemelidir?

 

Öncelikle komisyon alındığını ispatlayıcı belgelere ulaşılması gerekir. Şayet komisyon alındığını tespit edilirse 4077 sayılı TKHK'nın 10/A maddesinde yer alan "...Mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda, satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemez." hükmü gereği alınan komisyonun tüketicilere iadesine karar verilmelidir.

 

68: Bir sözleşmedeki maddenin haksız şart olduğunu düşünen tüketicinin bu haksız şartın sözleşmeden çıkarılması amacıyla Tüketici Sorunları Hakem Heyetine yaptığı başvuru hakkında izlenecek yöntem nedir?

 

Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik'in Yargısal Denetim başlıklı 8 inci maddesinde yer alan "Meşru menfaati olan gerçek veya tüzel kişiler, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış standart sözleşmelerde yer alan haksız şartların kullanılmasının önlenmesi için dava açabilirler. Bu hallerde mahkeme, önleme için gerekli tedbirlere hükmeder." hükmü gereği haksız şartlara ilişkin sadece Tüketici Mahkemelerinde dava açılabilir. Bu nedenle bu başvurulan görev yönünden reddedip tüketicileri Tüketici Mahkemelerine yönlendirmeleri gerekmektedir.

 

               69: Bir dergiye l yıllığına abone olan ve abonelik sözleşmesi imzalayan bir tüketici bir yılın sonunda aboneliğe son verme isteğini bildirmekte  geç kalmıştır. Söz konusu dergi ise sözleşmede   belirtildiği   gibi   tüketiciden   aksine   bir   beyan   gelmediği için   aboneliğin otomatikman l yıl uzatıldığını ifade etmiştir. Bu durumda tüketici ne yapabilir?

 

Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin Ek başlıklı Beşinci Maddenin Son Fıkrasında Anılan Türden Haksız Şartların 8 inci bendinde  Süreli bir sözleşmenin, tüketicinin aksine bir beyanı olmaması halinde kendiliğinden uzatılmış sayılacağını öngören ve tüketicinin sözleşmeyi uzatmama yönündeki iradesini beyan etmesi için sözleşmenin sona ereceği tarihten aşırı derecede uzak bir tarih saptayan şartlar” sözleşmelerdeki haksız şartlardan birisi olarak yer almıştır. Söz konusu Yönetmeliğin Yargısal Denetim başlıklı 8 inci maddesinde haksız şartların yargısal denetiminin mahkemeler yoluyla çözülmesi öngörülmüştür. Bu nedenle tüketiciler tüketici Mahkemelerine yönlendirilmelidir.

 

70: Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararları, diğer hakem kararları gibi Tüketici Mahkemesinde kesinleşme şerhiyle onaylanması gibi bir durum söz konusu mu, yoksa doğrudan takibe konulabilir mi?

 

Değeri 724,99 YT’nin (2006 yılı için) altında bulunan uyuşmazlıklarda:

 

1-      Tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur.

2-      Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar.

3-      Bu kararlar, başka bir işleme gerek kalmaksızın İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir.

4-      Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler. İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir. Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine Tüketici Mahkemesinin vereceği karar kesindir.

 

Değeri 724,99 (2006 yılı için) lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda; Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin verecekleri kararlar, Tüketici Mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir. Dolayısıyla, Tüketici Hakem Heyeti Kararları, başka bir karara gerek kalmaksızın  doğrudan takibe konulabilir.

 

71: TSHH’lerine yapılan başvurular zamanaşımını keser mi?

 

TSHH’lerine yapılan başvurular zamanaşımını keser. Borçlar Kanunu’nun 133 üncü maddesinde  Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur:

    1 - Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde.

    2 - Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.”hükmü yer almaktadır. Diğer yandan Yargıtay içtihatlarına göre hakeme başvurmak zaman aşımını kesen sebeplerden birisidir.

 

Borçlar Kanunu 133 üncü maddesinde yer alan hüküm gereği ve 4077 sayılı TKHK’nın 22 inci maddesi gereği belli bir miktarın altındaki  TSHH’leri kararları tarafları bağladığından belli bir miktarın üstündeki kararları da mahkemelerde açılacak davalarda delil olarak ileri sürülebildiğinden TSHH’lerine yapılan başvurular zamanaşımını keser.

 

Bu konuda 13 üncü Hukuk Dairesinin 06.05.2002 tarih, E:2002/2803 esas nolu, K:2002/5178 nolu kararı  ile 11.04.2002 tarih, E:2002/2063 esas nolu, K:2002/3990 nolu kararı ve 15.04.2002 tarih, E:2002/1534 esas nolu, K:2002/4099 sayılı kararlarına bakılabilir.

 

72: Kapıdan satışlarda tüketiciye imzalattırılan satış sözleşmesinin bir nüshasının tüketiciye verilmemesi durumunda tüketici cayma hakkını nasıl kullanabilir?

 

4077 sayılı TKHK’nın Kapıdan Satışlarda satıcının ve sağlayıcının yükümlülüğü başlıklı 9 uncu maddesindeKapıdan satış sözleşmelerinde, sözleşmede bulunması gereken diğer unsurlara ilave olarak mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler, cayma  bildiriminin yapılacağı açık adres ve en az on altı punto ve koyu siyah  harflerle yazılmış aşağıdaki ibare yer almak zorundadır:

 

Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek  sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı/sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.

 

Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar. Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.

Bu madde hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir.  hükmü bulunmaktadır. Bu açık hüküm gereği TSHH kendilerine bu yönde yapılan başvurularda 7 günlük cayma hakkı süresini dikkate almadan karar vermelidirler.

 

 

 

 

 

73: Haftalık çıkan bir derginin promosyon vermesi durumunda kupon sayısı 60 gün olarak mı yoksa 60 hafta olarak mı değerlendirilmelidir?

 

            Bilindiği üzere, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak süreli yayın kuruluşlarınca düzenlenecek promosyon kampanyalarına konu edilebilecek mal veya hizmetler bu kampanyalara ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiş ve bu çerçevede “… Bu amaçla kampanya düzenlenmesi halinde, kampanya süresi altmış günü geçemez.” hükmü ile, promosyon kampanyaları yönünden bir süre sınırlaması getirilmiştir. 

            Promosyon kampanyalarına ilişkin bu süreyi, Kanunun lafzında yazdığı gibi 60 gün olarak değerlendirmemek gerekir. Çünkü bu durumda günlük süreli yayın dışında yayınlanan haftalık, aylık, iki aylık veya altı aylık vb. sürelerle çıkan yayınların kampanya  düzenlemesi oldukça zor hatta imkansız olacaktır ki  bu durum hem süreli yayınlar arasında eşitsizliğe hem de gazeteler arasında kupon savaşlarının yeniden başlamasına neden olacaktır.

           

Bu tespitler ışığında, söz konusu Kanunun ilgili hükümleri, Kanunun amacı ve gerekçeleri de göz önünde bulundurularak değerlendirildiğinde, süreli yayın kuruluşlarınca düzenlenecek promosyon kampanyalarının süresi her ne kadar lafzi olarak 60 günle sınırlandırılmış olsa da, bu 60 günlük sürenin, 60 kupon olarak kabul edilmesi gerekmektedir.  Sonuç olarak Kanunda geçen 60 günlük süre haftalık yayınlarda 60 hafta olarak değerlendirilmelidir.

 

74: Hangi sözleşmeler, ilgili mevzuatında belirtilen şartları içermiyorsa geçersizdir? Sözleşmede bulunması gereken koşullardan bir veya bir kaçının bulunmaması durumunda söz konusu eksikliklerin giderilmesi için ne kadar süre verilmelidir?

           

4822 sayılı Kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun; taksitli satış, devre tatil, paket tur, kampanyalı satışlar, kapıdan satışlar, mesafeli satışlar, tüketici kredisi, kredi kartları ve abonelik için tüketici sözleşmeleri düzenlenmesini öngörmüştür. Kanunun sözleşmelerdeki haksız şartları düzenleyen 6. maddesinde, “…sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir.” denilmektedir. Kanun koyucu bu düzenleme ile tarafların iradelerine mümkün olduğu kadar geçerlilik tanıma eğiliminde olduğunu göstermiştir.

 

Dolayısıyla yukarıda belirtilen sözleşmelerde sözleşmede bulunması gereken şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyecektir.   Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir." denilmektedir. Bu süre, her sözleşme ve eksikliğin özelliğine göre değerlendirilerek makul bir süre verilmelidir.

           

            Ancak, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun bu süreyi devre tatil ve mesafeli sözleşmeler için ayrı ayrı belirlenmiştir:

 

Devre Tatil Sözleşmeleri Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in 7 nci maddesinde bu konu; "sözleşmede yer alması gereken asgari koşullardan biri eksik olduğu taktirde tüketici, sözleşmeyi imzaladığı tarihten itibaren 3 ay içinde bir bildirimde bulunarak, bu sürenin sonuna kadar eksikliğin giderilmesini talep ve aksi taktirde sürenin bitiminde sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olacağını ihbar edebilir." şeklinde ifade edilmiştir.

 

Mesafeli Sözleşmeler Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in 8 inci maddesinde ise; "sözleşmede yer alması gereken asgari koşullardan biri eksik olduğu taktirde satıcı veya sağlayıcı en geç otuz gün içerisinde eksikliği giderir" şeklinde ifade edilmiştir.

 

75: Taksitli satışlarda satıcı firma tarafından taksitli satış sözleşmesi düzenlenmesi zorunlu olduğu halde sözleşme yapılmadığı takdirde satışın tüketicinin isteği üzerine iptal edilmesi mümkün müdür?

 

Borçlar Kanunu 11 inci maddesi “Akdin sıhhati, kanunda sarahat olmadıkça hiç bir şekle tabi değildir. Kanunun emrettiği şeklin şümul ve tesiri derecesi hakkında başkaca bir hüküm tayin olunmamış ise akit, bu şekle riayet olunmadıkça sahih olmaz.” hükmü çerçevesinde şekle aykırı sözleşmeler geçersizdir. Burada ki şekil sıhhat şeklidir ve bu şekle uyulmadıkça sözleşme geçerli olmaz.

 

Bu doğrultuda, 4077 sayılı Kanun’da öngörülen sözleşmeler için;

 

a-      Yazılı olarak yapılması sıhhat şartıdır.

b-      Bir nüshasının tüketiciye verilmesi, ispat şartıdır.

 

Yukarıdaki açıklamalar ışığında;

 

a- Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Taksitli satışlarda satıcı firma tarafından taksitle satış sözleşmesi yapılmadığı takdirde, bu satış geçersizdir.

 

b- 4077 sayılı Kanun gereği satıcı veya sağlayıcı, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır. Eğer satıcı sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermez ise, satış geçerlidir; ancak tüketici şahsen veya Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri vasıtasıyla sözleşmenin bir nüshasını alabilir.

             

Ancak yazılı şekilde bir sözleşme yapılmamışsa bu durumda somut olayın koşullarına göre, şekil şartının konulmasından elde edilmesi beklenen amaçların gerçekleşip gerçekleşmediğine, şekle aykırılık iddiasını ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması sayılıp sayılmayacağına bakmak gerekir. Örneğin tüketici yapılacak sözleşme ile ilgili tam bilgi sahibi olmuş, kendisi lehine olacak şekilde tam bir pazarlık olanağı bularak buna göre sözleşme yapmaya karar vermiş olduğu hallerde, tüketicinin korunması için sözleşmeye müdahale edilmesini gerektirecek hiçbir durum söz konusu olmayabilir. Böyle bir durumda taraflar iradelerinin arkasında olduklarını göstermişlerse artık sözleşmenin geçersiz kılınması için hiçbir sebep yoktur. Örneğin tüketici malı teslim almış ve taksitlerini ödemeye başlamış ise artık sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ederbilir.1

 

76: 4077 sayılı Kanun' un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrasında; "...sözleşmede bulunması gerekli şartlardan bir veya birkaçının bulunmaması durumunda eksiklik sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Bu eksiklik satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilir." hükmü bulunmaktadır. Ancak kapıdan satışlarda bu konunun uygulanması çok zordur. Satış sözleşmesinin iptali kararını hakem heyeti verebilir mi?

 

4077 sayılı TKHK’nın Kapıdan Satışlarda satıcının ve sağlayıcının yükümlülüğü başlıklı 9 uncu maddesindeKapıdan satış sözleşmelerinde, sözleşmede bulunması gereken diğer unsurlara ilave olarak mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler, cayma  bildiriminin yapılacağı açık adres ve en az on altı punto ve koyu siyah  harflerle yazılmış aşağıdaki ibare yer almak zorundadır:

 

Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek  sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı/sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.

 

Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar. Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.

 

Bu madde hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir.  hükmü bulunmaktadır.  Bu hüküm gereği sözleşmede bulunması zorunlu bilgilerin tamamını içermeyen bir sözleşme düzenlendiği için tüketici 7 günlük cayma süresi ile bağlı olmayacaktır.

 

TSHH’lerinin, Kapıdan satış sözleşmesinin iptali kararı yerine, tüketiciye cayma hakkının kullandırılması yönünde karar vermeleri daha uygun olacaktır.

 

            77: Tüketici kapıdan satış yolu ile almış olduğu mal ile ilgili olarak firmanın unvan ve adresini bilmemesi durumunda ne yapılabilir?

 

Kapıdan Satışlar 4077 sayılı Kanunda yazılı sözleşme yapılması zorunlu bir satım türü olarak belirlenmiştir.Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde sözleşmede bulunması gereken zorunlu asgari bilgiler kısmında satıcı firmanın unvan ve adresi gibi bilgiler de bulunmaktadır. Tüketiciler bu bilgileri bilmediği için  satıcıdan bu eksiklikleri gidermesini talep edemeyeceklerdir.

 

4077 sayılı TKHK’nın Kapıdan Satışlarda satıcının ve sağlayıcının yükümlülüğü başlıklı 9 uncu maddesindeKapıdan satış sözleşmelerinde, sözleşmede bulunması gereken diğer unsurlara ilave olarak mal veya hizmetin nitelik ve niceliğine ilişkin açıklayıcı bilgiler, cayma  bildiriminin yapılacağı açık adres ve en az on altı punto ve koyu siyah  harflerle yazılmış aşağıdaki ibare yer almak zorundadır:

 

Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek  sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı/sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.

 

Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar. Satıcı veya sağlayıcı, bu bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.

 

Bu madde hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir.  hükmü bulunmaktadır.  Bu maddede yer alan şartları taşımayan bir sözleşme düzenlendiği için tüketici 7 günlük cayma süresi ile bağlı değildir.    

 

Tüketici, Hakem Heyetine başvurarak olayın tespit edilmesini isteyebilir.

 

           78: Gerçekleştirilen kapıdan satış sözleşme mevzuata uygun olsa dahi, mala ilişkin Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzunun veya garanti belgesinin verilmemesi veya eksik verilmesi kapıdan satış akdini ortadan kaldırır mı?

 

Kapıdan Satışlara İlişkin Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik'in Garanti Belgesi, Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu, Satış Sonrası Hizmetleri başlıklı 12 inci maddesinde "Kapıdan satış konusu mal, Kanunun 13, 14 ve 15 inci maddeleri gereği Bakanlıkça belirlenen garanti belgesi ve/veya tanıtma ve kullanma kılavuzu ile birlikte satılması ve satış sonrası hizmeti verilmesi zorunlu mallar kapsamında ise, malın teslimi sırasında tüketiciye bu belgelerin de teslim edilmesi ve satış sonrası hizmetlerinin sunulması zorunludur." denilmektedir.

 

Kanunun 25 inci maddesinde Kapıdan Satışlara İlişkin uygulama usul ve esaslarına aykırı hareket edenler hakkında idari para cezası öngörülmüştür.  Dolayısıyla bu zorunluluğa uymayanlar Bakanlığa veya İl Müdürlüklerine bildirilmelidir. Bu hususta Hakem Heyetlerince bir karar alınmamalıdır.

 

                79:  Tüketici   Sorunları   Hakem   Heyetlerine   tüketicilerle   ilgili   uyuşmazlıkların giderilebilmesi için satıcılar da başvuru yapabilir mi?

 

Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin hakem heyetlerinin kuruluşu ve görev alanlarını belirleyen 5. maddesinde "tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla veya tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecek kararlan almak üzere il ve ilçe merkezlerinde hakem heyetleri kurulur." denilmektedir; Bu bağlamda taraflarından biri tüketici olan uyuşmazlıklarda satıcıların da başvuru yapabileceği düşünülmektedir.

80:  Satıcı bir malı kredi kartına taksit tapmak suretiyle  satmıştır. Tüketici, kredi kartına taksitle aldığı ürün için yazılı sözleşme yapılmadığını iddia etmektedir. Bu durumda tüketici ne yapmalıdır?

 

Bilindiği üzere, kredi kartı ile yapılan alışverişlerde üçlü bir ilişki söz konusudur.

 

a-   Tüketici-Banka = Cari hesap sözleşmesi

b-   Banka-Satıcı = Ticari ilişki

c-   Tüketici-Satıcı = Peşin satış

 

      Bu üçlü ilişki nedeni ile, burada satıcı ile tüketici arasında malın peşin satılması işlemi bulunmaktadır. Zira, tüketici kredi kartıyla yaptığı alışverişten sonra, ödemeye ilişkin satıcı ile olan bağı kesilmekte, taksit miktarlarını bankaya ödemektedir. Yani kredi kartı ile yapılan alışverişlerde taksitlendirme olayı, o kredi kartının ait olduğu bankanın kart kullanıcısına sağlamış olduğu bir hizmet olup satıcı veya sağlayıcı ile herhangi bir ilgisi yoktur. Bu bakımdan, kredi kartı ile yapılan alışverişlere Kanunun taksitle satış hükümleri uygulanamaz

 

 81: Bilirkişi tespitinde aranacak kriterler nelerdir?

 

Bilirkişi tespitinde aranacak kriterler Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 275. maddesinde "Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.", 276. maddesinde "Ehlivukuf, iki taraf ittifak edemedikleri halde tahkikat hakimi tarafından intihap olunur. Mesaili mahsusada rey ve mütalaalarını beyan etmek için Hükümet tarafından müntahap ehlivukuf varsa ehlivukufun bunlar arasından intihabı lazımdır. Yalnız bir kişi ehlivukuf intihap edilebilir. Üçten ziyade intihap olunamaz." 278. maddesinde "Malûmatına müracaat edilecek hususu bilmeksizin sanatını icra etmesi kabil olmayan ve alenen icrayı sanat eden kimseler o husus hakkında ehlivukufluğu kabule mecburdurlar." şeklinde belirlenmiştir.

 

Ayrıca; Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin inceleme şeklini düzenleyen 19. maddesi uyarınca bağlayıcı olmayan hakem heyeti kararları için bir, bağlayıcı hakem heyeti kararları için birden fazla bilirkişi görevlendirilebilir.

 

Hakem Heyetleri bilirkişi tayin ederken yukarıdaki kriterler ışığında konusunda uzman olan ve uyuşmazlık konusunun tarafları ile herhangi bir bağlantısı olmayan kişileri görevlendirmelidir.

 

82: Seyahat acentesi paket tur haricinde, banka hizmet bedeli adı altında ücret talep edebilir mi? Bu durumda tüketici ne yapmalıdır?

 

4077 sayılı Kanunun 10/A maddesine göre; mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda, satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemez. Bu doğrultuda, acentenin banka gideri adı altında fazladan ücret talep etmesi Kanunun 10/A maddesine aykırıdır. Bu bakımdan kişi TSHH’ne başvurmalıdır. Ayrıca, konu incelenmek üzere Sanayi ve Ticaret Bakanlığı veya İl Müdürlüğüne gönderilmelidir.

 

 

YARGITAY KARARLARI

 

Örnek 1:  

 

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ  BAŞKANLIĞI

                                             

    ESAS                                             KARAR

1999/7851                                     1999/9793

 

YARGITAY İLAMI

 

MAHKEMESİ           : Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi

TARİHİ                     : 20.11.1998

NOSU                        : 1998/172-1998/1039

DAVACI                   : T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı adına Avukat

İzge NAZLIOĞLU

DAVALI                   : SABAH YAYINCILIK A.Ş. adına Avukat Hakkı Süha OKAY

 

            Taraflar arasındaki promosyon kampanyasının durdurulması davasından dolayı yerel mahkemece verilen, gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 12.04.1999 günlü ve 99/1086-99/3092 sayılı ilamıyla kısmen onanmasına-kısmen bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı Bakanlık vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442 nci maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

 

            Dava, Tüketicinin Korunması Hakkında 4077 sayılı Yasanın 4226 sayılı Yasa ile değişik 11 inci maddesine aykırı olarak düzenlenen promosyon kampanyalarının, buna ilişkin reklam ve ilanların aynı Yasanın 25 inci maddesi gereğince durdurulması istemine ilişkindir.

 

            Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu kampanyaların Yasaya aykırı olduğunun tespiti ile davanın açılmasından sonra da aynı şekilde sürdürülen kampanya ilan, reklam ve dağıtımlarının durdurulmasına karar verilmiştir.

 

            Davalının temyizi üzerine kararın, dava açıldıktan sonraki kampanyalarla ilgili bölümü Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 74 üncü maddesine aykırı görülerek bozulmuştur.

 

            Oysa gerek Yasanın amacı, gerek konunun özelliği itibariyle yerel mahkeme kararının gerekçesinde de ifade edildiği gibi durdurma kararının sadece dava açıldığı tarihte mevcut olan kampanya ile sınırlı tutulması halinde Yasanın uygulanması imkansız hale gelecek ve yasanın konuluş amacı da gerçekleşmemiş olacaktır. Bu nedenle yerel mahkemenin, dava açıldıktan sonra başlatılan veya başlatılacak olan kampanyaları da kapsayacak biçimde karar vermiş olması Yasaya uygundur. O halde davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü gerekir.

 

            SONUÇ: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442 nci maddeleri uyarınca davacının karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 12.04.1999 gün 1999/1386-3092 sayılı kararının 2 nolu benddinin kaldırılmasına, yukarıda gösterilen nedenlerle yerel mahkeme kararının ONANMASINA; 11.11.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

     Başkan                   Üye                        Üye                            Üye                        Üye

Örnek 2: 

 

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ  BAŞKANLIĞI

 

     ESAS                                            KARAR

 1999/7868                                     1999/9683

 

YARGITAY İLAMI

 

MAHKEMESİ           : Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi

TARİHİ                     : 20.11.1998

NOSU                        : 1998/170-1998/1038

DAVACI                   : T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı adına Avukatları

  İzge NAZLIOĞLU ve Dilara GÜVEN

DAVALI                    : HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. adına Avukatları  Süheyla DONAY ve Erem Turgut YÜCEL

 

            Taraflar arasındaki promosyon kampanyasının durdurulması davasından dolayı yerel Mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın Dairemizin 15.04.1999 gün ve 1999/1388-1999/3234 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440 ve 442 nci maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

 

            Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun değişik 440 ıncı maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine ve aynı Kanunun 442/3 maddesi hükmünce takdiren 1.300.000 lira para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine 10.11.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

     Başkan                           Üye                       Üye                       Üye                        Üye

Bilal KARTAL          O.C. YÜKSEL         Ü.AYDIN             Y.ACUN             M.E. BİLGEN

 

Örnek 3: 

 

T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ  BAŞKANLIĞI

 

    ESAS                                             KARAR

1999/1388                                      1999/3234

 

YARGITAY İLAMI

 

MAHKEMESİ           : Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi

TARİHİ                     : 20.11.1998

NOSU                        : 1998/170-1998/1038

DAVACI                   : T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı adına Avukat

   İzge NAZLIOĞLU

DAVALI                      : HÜRRİYET GAZETECİLİK VE MATBAACILIK A.Ş. adına  Avukatları  Süheyla DONAY ve Erdem YÜCEL

 

            Davacı Sanayi ve Ticaret Bakanlığı adına Yalım EREZ tarafından davalı Hürriyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş. aleyhine 03.02.1998 gününde verilen dilekçe ile Kanuna aykırı kampanyanın tespiti ile durdurulmasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.11.1998 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili Avukat Süheyla DONAY tarafından her ne kadar duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteği dikkate alınmayarak kağıtlar üzerinde yapılan inceleme sonunda temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

 

            Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla Yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve Yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA; 15.04.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

     Başkan                           Üye                       Üye                       Üye                        Üye

Bilal KARTAL          O.C. YÜKSEL      S. ÖZTUNA       M. KILIÇOĞLU      M.E. BİLGEN

 

Örnek 4: 

 

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ  BAŞKANLIĞI

 

    ESAS                                     KARAR

1999/5603                                1999/6610

 

YARGITAY İLAMI

 

MAHKEMESİ           : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ                     : 4.2.1999

NOSU                        : 994-33

DAVACI                   : Can BAKIRMEKİK Vekili Avukat Ahmet ERCAN

DAVALI                   : MAB Proje Müh. San. Tic. A. Ş.

 

Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

 

            Davacı, davalı ile yaptığı devremülk sözleşmesinin kapıdan satış şeklinde yapıldığını, cayma belgesi verilmediğini öne sürerek, sözleşmenin feshine, ödenmeyen senetlerin iptaline ve 100.000.000 lira ile 2000 doların ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.

 

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

 

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

 

1- Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 21.11.1996 tarihli devre mülk sözleşmesi, resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olup, davacı, davalıya yaptığı ödemelerin iadesini isteyebilir. Sözleşmenin yapıldığı tarihten dava tarihine kadar uzunca bir sürenin geçmiş olması, davacının sözleşmeyi benimsediği anlamına gelmeyeceği gibi, sözleşmeyi geçerli hale de getirmez. Olayda Medeni Kanunun 2 inci maddesinin uygulanmasını gerektiren koşullar da yoktur. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi bozma nedenidir.

 

            2- 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davaların, her türlü resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir. Bu hüküm tüketicilerin ve tüketici örgütlerinin kolaylıkla dava açmalarını sağlama amacına yönelik olup, bu nedenle dava açarken bunlar, harçtan sorumlu tutulmamışlardır. Mal ve hizmet sunan satıcıların harçtan sorumlu tutulmamasına ilişkin, yasada bir hüküm yoktur. Dava sonunda dava kabul edildiği takdirde davanın değerine göre davalının harçtan sorumlu tutulması, hükmü temyiz ettiklerinde de bunlardan temyiz harcının alınması, Harçlar Kanununun amir hükümleri gereğidir. Davanın reddi halinde ise, davacılar harçtan muaf oldukları için bunlardan harç alınmaması gerekir.

 

            Mahkemece bu yön gözetilmeden, davacıdan temyiz sırasında harç alınması, bozma nedenidir. Davacıdan alınan harcın bu nedenle iadesi gerekir.

 

SONUÇ : Birinci ve ikinci bentlerde açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 4.10.1999 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

   Başkan                          Üye                           Üye                                Üye                      Üye

K.KADIOĞLU         A.ERTÜRK      A.E.BAÇÇIOĞLU            S.ÖZYÖRÜK                   Ö.KOÇAK

 

Örnek 5: 

 

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ  BAŞKANLIĞI

 

     ESAS                                   KARAR

            1998/1955                            1998/2368

 

YARGITAY İLAMI

 

MAHKEMESİ           : Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

TARİHİ                     : 22.12.1997

NOSU                        : 673-819

DAVACI                   : Mustafa YAZICIGİL

DAVALI                   : MAB Proje Mühendislik vekili Avukat Rasim YEŞİLOVA

 

            Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı  avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

 

KARAR

 

Davacı, davalı ile devre tatil sözleşmesi yaptığını 200 Alman Markı peşinat ve 11 adet senet bedelini ödediğini, ihtarname ile sözleşmeden caydığını öne sürerek, sözleşmenin iptaline, 4585 Alman Markının ve ödenmeyen 4 adet senedin  iadesine karar verilmesini istemiştir.

 

            Davalı, davacının ihtarname ile sözleşmeden caymadığını, sözleşmenin ifasını istediğini öne sürerek davanın reddini savunmuştur.

 

            Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

 

Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

 

Taraflar arasında 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun kapıdan satış olarak nitelendirdiği şekilde, 21.08.1996 tarihinde bir devre tatil sözleşmesi yapıldığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Anılan Yasa’nın kapıdan satışlarda satıcının yükümlülüğü başlığını taşıyan 9 uncu maddesinde belirtilen nitelikte bir belgenin satıcı tarafından alıcıya verilmediği de, tarafların kabulündedir. Bu durumda alıcının, 7 günlük süre içinde cayma hakkını kullanması gerektiğinden söz edilemez. Böyle olunca kural olarak alıcının cayma hakkını Yasa’da belirtilen 2 yıllık süre içinde kullanabileceğinin kabulü gerekir. Ne var ki her yasal hakkın kullanımında olduğu gibi cayma hakkının kullanımı da Medeni Kanun’un 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kurallarına aykırı olmamalıdır.

 

            Davacı alıcı, sözleşmenin yapılmasından sonra 11 aylık süreyle ilgili taksit bedellerini ödemiş, ayrıca 08.08.1997 tarihli ihtarname ile de, satış bedeli dışında yan edim niteliğinde bulunan hediye tatil hakkının kullandırılması konusunda, davalıya bildirimde bulunmuştur. Bu bildirim sözleşmeden cayma hakkının kullanımı değil, aksine sözleşmenin alıcıya verdiği hakkın kullanımı, dolayısıyla sözleşmenin ifasını isteme şeklindedir. Kendisine düşen edimleri 11 ay süreyle yerine getiren ve dahası sözleşmeden kaynaklanan hediye tatil hakkından yararlanmak isteyen davacının, bu aşamadan sonra cayma hakkını kullanmasının Medeni Kanununun 2 nci maddesinde tanımlanan dürüstlük kuralları ile bağdaştığının kabulü olanaksızdır. Kaldı ki davalı, davacının hediye tatilden yararlandığını savunmuş, davacı ise bu savunmaya karşı koymamıştır. Şu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken isteğin kabul edilmiş olması usul ve Yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.

 

            SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davalı yarına BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın iadesine 16.03.1998 gününde oybirliğiyle karar verildi.

     Başkan                           Üye                          Üye                                   Üye                          Üye

M.S.ATALAY           K.KADIOĞLU        Ş.YÜKSEL    A.E.BAÇÇIOĞLU       O.KOÇAK

 

Örnek 6: 

 

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ  BAŞKANLIĞI

 

 ESAS                                                KARAR

1999/2                                                1999/587

YARGITAY İLAMI

 

MAHKEMESİ           : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ                     : 24.04.1998

NOSU                        : 991-628

DAVACI                   : Seval KÜÇÜK vekili Avukat Erol AKPINAR

DAVALI                   : CLUP FLIPPER Turizm A.Ş. vekili Avukat Mukaddes CEBECİ

 

            Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından  süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.